"Duman ! " diye haykırdım çaresizce yavaş yavaş arkasına dönerken
" Ne var ! " dedi. "Beni de götür Duman ne olursun " dedim. Sanki küçük bir çocuktum ve babamdan gittiği yere götürmesi için izin alıyordum.
" Benim takıldığım yerler seni aşar Mavi " dedi. Aslına bakarsan haklıydı Duman bütünüyle beni aşardı. Fakat bir şey vardı içimde , o -gel cehenneme gidelim Mavi - dese koşa koşa giderdim.
"Seni merak ediyorum Duman" her şeyini merak ediyordum, o benim umudum du bana yaklaştı ve
"Etme kızım etme ! Benim ismimden bile ne bok olduğum belli" diye bağırdı ve sıkıca kollarımdan tuttu artık daha yakındık aramızda sadece mm'ler vardı. Tekrar konuşmak için o güzel dudaklarını araladı.
"Senin ismin de belli , Mavi umudun simgesi " bu dediği ile cümleden sonra ismimden nefret ettim.
"Ve ben umut etmeyi uzun süre önce bıraktım Mavi , ben artık dibine kadar bataklıktayım , ben kalbimi umut ile zehirleyemem" dedi yüzünde büyük bir acı ile
"Biz birbirimize muhtacız Duman" dedim. Yine takındığı ifadesiz surat ile bastıra bastıra
"Ben kimseye muhtaç olmam " dedi. Sesinden kibir ve kendinden eminlik okunuyordu.
"Sen benim umudum da zehirlenmeye mecbursun, ben de senin dumanın da ölmeye " dediğim de Duman kop koyu kahveleriyle bana bakıp
"Bu dedigine pişman olursun" dediğinde ağzımdan çıkan tek cümle
"Ben doğduğuma bile pişmanım Duman, buna pişman olsam ne olur?" idi . Bana iyice yaklaştı ve
"Tanıdığım en cesur kızsın" dedi. Ve dudaklarıma o yumuşak öpüşlerini sundu...
Hedefleri için gözünü karartmış olan Alin, bir yıl daha sınava çalışma kararı alır. Her şeyi bir kenara bırakmış, yalnızca derslerine odaklanmışken, kütüphanede tanıştığı bir adamla sınırlarını koruyacak mı yoksa yıkacak mıydı?
•
Arkamı döndüm ve apartmanın girişine doğru ilerledim. Kapıyı açmak için bir hamle yapacakken sesini duydum. "Alin!"
Omzumun üzerinde ona baktım. Dudaklarındaki o güzel kıvrılma görülmeye değerdi. "Sevgilim veya bir flörtüm olursa, bu yalnızca sen olursun."