Turkısh Polyanna

Turkısh Polyanna

  • WpView
    Reads 165
  • WpVote
    Votes 10
  • WpPart
    Parts 1
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Wed, Nov 22, 2017
Polyanna sizin için neyi ifade ediyor? Yaşadığı tüm zorluklara rağmen pozitif düşünmeye çalışan bir roman kahramanını mı?Psikologların polyannacılık diye çıkardığı bir sendromun kaynağını mı?Yoksa asla elde edemeyeceğinize inandığınız bir düşünce yapısının vücut bulmuş halini mi? Turkish Polyanna sadece eğlenceli,heyecan verici ve sürükleyici bir hikaye değil aynı zamanda bizlere hayata daha farklı bir perspektiften bakma imkanı sağlayacak muhteşem bir başyapıt.Bizzat psikologlara danışılarak yazılmış bir kişisel gelişim kitabı. "Öyle çok da abartılacak bir şey değil benimkisi."dedim hafifçe gülümseyerek.Sonra devam ettim "İnsan gerçek mutluluğu ancak elinde olmayan şeyler için üzülmeyi bıraktığında elde edebiliyormuş.Bunu farkettim sadece.." Benim bu yanıtım üzerine başını onaylamaz bir şekilde salladı. "Güzel bir tespit ama herkes için geçerli olamaz.Ben mesela..." Gözlerimi yüzüne kenetlemiş merakla ne söyleyeceğini bekliyordum.Bir anda yüzünde melekleri kıskandıracak güzellikte bir gülümseme belirdiğinde iç dünyamda fırtınalar estirecek o cümleyi söyledi "Sadece senin gözlerine baktığımda gerçekten mutlu olduğumu hissediyorum.."
All Rights Reserved
#9
nursena
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Laura Gercek ailem (Karanlik aşk)
  • AŞİRET Mİ!? -Gerçek Ailem-
  • FERAYE | NEFRETTEN AŞKA
  • ULAŞAMIYORUM/TEXTİNG
  • Vatan Uğruna
  • Halısaha |texting
  • Karven
  • HEKİMOĞLU | Köy - Zoraki Evlilik
  • Sessiz Yemin

Laura Gercak ailem (Karanlik aşk) kitabında hem Gerçek ailme konulu sonlara dogru ise mafya kocamiz da gelecek buna göre okuyun. Kesit. Hiç durmadan koşuyordum. Ciğerlerim yırtılırcasına yanıyor, göğüs kafesime iğneler batıyordu. Ağaçların silueti, tepemdeki ay ışığı altında bir hayalet ordusu gibi uzayıp gidiyordu. Ara ara omuzumun üzerinden arkama bakıyor, peşimden gelip gelmediğini kontrol ediyordum. Bu sefer... bu sefer beni gerçekten öldürürlerdi. ​Kimden kaçtığımı merak ediyorsanız, babadan kaçıyordum. ​Ben Laura Yel, 16 yaşındayım. "Baba" dediğim kişi, Mithat Yel. Maalesef ona gönül rahatlığıyla babam diyemiyorum, çünkü o bana hiç öyle davranmadı. O, beni suskunluğa mahkûm etti. ​Keşke her şey sadece suskunlukla bitseydi. Bin bir türlü işkence, rutubetli karanlık odalar ve... en önemlisi sol bileğimin hemen yukarısındaki büyük yara. O yara, içimdeki küçük ışığı tamamen söndüren, acı bir hatıraydı. Onu, daha on yaşımdayken duvara bir güneş resmi çizdiğim için yapmıştı. Masum bir çizim için beni sandalyeye bağlayıp, o yarayı bileğime kazımıştı. Yarağın nasıl bir şey olduğunu, neyi temsil ettiğini daha sonra detaylı bir şekilde anlatırım. ​O yaradan sonra ne olursa olsun tek kelime etmedim. İşkencelerinde çığlık atmadım, yalvarmadım. Daha küçük yaşta büyümek, sessiz ve dayanıklı olmak zorunda kaldım.

More details
WpActionLinkContent Guidelines