Karanlık. Yerde kırık cam parçaları vardı. Nereye doğru gittiğimi bilmeden delicesine kaçıyordum. Geçmişimdeki kalp kırıklıklarım birikmiş, ayağımı kanatıyordu. Ben koştukça, bedenim ruhumdan süzülüp gidiyordu. Hızlanmıştım. Hızlandıkça kahverengi saçlarım uçuşup, görüş açımı engelliyordu. Bir ses, beni kovalıyordu. "Hazal, dur!" Daha da koştum her şeye, herkese inat. Gözlerimden akan yaşlar, rüzgardan dolayı hızla akıp gidiyordu bedenimden. Kurtulmak istiyordum. Annemden, babamdan, canımdan çok sevdiğim o adamdan, kısıtlanmalardan, sorgulanmaktan ve bu aptal dünyadan. Zihnimdeki sesler, başımı döndürüyordu. Yorulmuştum, ama durmayacaktım. Bacaklarım sızlamaya, karnım ağrımaya başlamıştı. Etrafımda ağaçlar vardı. Bir sonbahar günü dökülen yapraklar, yeri bir ressamın kalemi gibi boyuyordu. Gökyüzü kara bulutlarla kaplıydı. Bir gürültü, kulaklarımı çınlattı. Deniz kokusu burnuma kadar geliyordu. Karşımda uçurum vardı. Ve bir adım ötemde, kurtuluşum.
Ben İnci Mavi Herkül. Ablamın ve eniştemin evine aldığı, evlerinin ilk çocuğu saydığı, soyadlarını verdiği çocuklarıyım.
Ben İnci Mavi Karduman. Biyolojik ailemin 17 yıldır ölü bilinen kızıyım.
Ben İnci Mavi Günay yıllar boyunca annesinin ölümünden kendini suçlamış olan kızım.
Ben İnci. Sadece İnci. Hayatının baştan sona yalan olduğunu öğrenen o zavallı kızım.