Bir hatıra bulutu çok eskilerden... Bahar her tarafı kaplamıştı. En sevdiği çiçek olan menekşe kokusu her yanı bir kar misali örtmüştü. Gözlerini kapatarak kokuyu içine çekti. Bu koku ona farklı bir şeyi hissettiriyordu. Asla tanımlayamadığı bir hissi. Aniden arkasından bir çocuk omzuna dokununca gözlerini korkuyla açtı. Ağzında kocaman bir gülümsemeyle çocuk ona bakarak bir menekşe uzatıyordu. Kız ona dikkatle baktı. Kahverengi kalkık saçlar ve bir o kadar koyu gözler...Çocuğu görünce kızın içine bir korku düştü.Neden böyle bir şeyi hissettiğini bilmiyordu. Menekşeyi çocuğun elinden atarak hızla koşmaya başladı. Sadece içgüdüleriyle ondan hızla uzaklaşmaya başladı kız. Koşuyordu. Onu tanıyor muydu yoksa hepsi sadece onun çok tanındık olmasından mı kaynaklanıyordu? Çocuğun ona “Ellie!” diye bağırdığını duydu kız. Bu kendisi miydi? Yavaşça arkasını döndü. Ona gülümsüyordu. Yavaşça durdu ve arkasını döndü. Ondan neden korkması gerekiyordu? Çocuğun parlayan gözlerine bakarak onu tanıyıp tanımadığını düşündü. İsminin Ellie olduğunu söylemişti çocuk, o ise çocuğun isminin ne olduğunu hatırlamıyordu. Hatırlaması gerekir miydi? Hatırlamaya değer miydi? Bir an kız bunun bir önemi olmadığını düşündü. Çünkü o geçmişteydi. Geçmiş ise onda bir karanlık...
Kadına baktım. Baya afetti, fıstık gibi daş daş. Bu adam, kadını nasıl tavlamış acaba? "Ne bakıp duruyorsun karıma" diye konuşan dayıya baktığımda kaşlarımı kaldırdım
"Çok dikkatimi çekti" dedim, geri durmadan. "Eşref saatinde mi tavladınız? Nasıl baktı size söyleyin de biz de bir şeyler kapalım" söylediğim şeyden sonra kadın gülümseyerek bana baktı, abimse dirseğiyle kolumu dürtüyordu. Oflayarak abime baktım, dayı da kaşlarını çatmış bana bakıyordu ama umrumda değildi "ne var abi yalan mı söyleyeyim ne dürtüp duruyorsun!"
Abim anında renkten renge girerken sarışın afet kahkahayı bastı. "Ay ne güzel gülüyor," yanındaki kasıntı adama döndüm "bir de sen gül bakalım dayı, yanına yakışacak mısın?" bu dediğim şeyden sonra kadın, kocasının koluna alnını yaslayıp gülmeye devam etti
"Dayı diyip durma bana, teyze"
Anında afalladım "teyze kim lan" şaşkınlıkla kendimi gösterdim "bana mı teyze dedi o dayı?"
"Hâlâ dayı diyor!"
"Seninle uğraşamayacağım"
"İsabet olur"
Dik dik ona baktım. "Çok gıcıksın"
"Sen daha gıcıksın ve karıma bakmayı kes!"
Sarışın kadın şaşkınlıkla adama döndüğünde "pes artık" dedi "inanamıyorum Miran! Çocuk sayılır o!"
"Ama hayatım alacaklı gibi bakıyor?"
"Belki de gelecekliyimdir" herkes bana döndü "Of hadi ama! Hani pozitif falan olursa diye şaka yaptım"
"Ok" dedi, adam
Gece, daha dünyaya gözlerini açtığı anda hayattan koparılmış bir çocuktu; doğduğu gün hastanede bilinçli bir şekilde başka bir aileye verilerek hiç bilmediği bir oyunun içine sürüklenmiş, hiç ait olmadığı bir ailenin yanında büyümek zorunda bırakılmıştı. Onu yalnızca kendi hırslarının gölgesinde büyütmüşlerdi
Bu, sadece kayıp bir kızın hikâyesi değil...
Bu, yeniden doğan bir Gece'nin hikâyesi...
❝Güç hırsıyla oynanan bütün oyunlar kanlıdır.❞