Bitmek bilmeyen düşüncelerim gündüzlerimi karartan gecelerime karışırken, koşarak kaçmaya çabaladığım anılarım bileklerime dolanıyordu.
Gecikiyordum sürekli, ömrümü gecikmekle geçiriyordum. Sana, güzel anılara artık yetişemiyordum ve beni asla beklemiyordun.
Ağaç dallarına takılmış o çok sevdiği balonuna bakan küçük bir çocuk gibi kaldırımın kenarına çökmüş, sana uzak kalmaktan yorulmuş, arkandan gidişini izliyordum.
O gün, akıp giden insanlar ve yanlış zamanlarla yaşayan benliğimi, yarım kalan kitaplar gibi tozlu bir rafa kaldırdım. Gidişine yüzlerce kadeh kaldırdım ve o çok sarhoşlukların birinde ruhumu siyah bir bulut gibi salıverdim gökyüzüne.
Ay ışığı her yüzüme vurduğunda, üzerime günahlarım yağıyor.
Semih, askeriyeye geldiği ilk günden bazı şeyleri batırıp komutanına içinden demesi gereken sözleri dışından söylemişti.
[Gerçekle alakası yoktur eğlence amaçlı yazılmıştır.]