SON BAKIŞLAR

SON BAKIŞLAR

  • WpView
    Reads 268
  • WpVote
    Votes 22
  • WpPart
    Parts 3
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sat, Feb 3, 2018
Bir Arkeolog'un mesleki yaşantısından edinmiş olduğu gerçek deneyimlerle hazırlanmış yazı... Tahminen günümüzden beş ile dört bin yıl öncesinde yaşamış olan insanların öldüklerinde nasıl gömüldükleri ve ölümün yüzlerinde bıraktığı son ifadeler; çığlık atanlar, gülenler ve tebessüm edenler... Burada anlatacağım mezarlar resmî olarak henüz makalesi yayınlanmadığı için mezarlara hayali numaralar ve iskelelere hayali isimler vereceğim. Gördüklerimi detaylı anlatıp hayal dünyanızda kurgulatacağım. Cinayete kurban gidenler, bebek ölüler, küp içerisinde gömülenler, taştan odalara gömülenler, içerken düşüp ölenler ve yangından kaçarken öldüğü yerde bırakılanlar... Geçmiş zaman içerisinde ölüler ve öldükten sonra yapılan ritüeller.. Her mezar kendi içinde bir gizemi barındırmakta, anlatılardan yola çıkarak gerçeği bulmalıyız.. Arkeolojide kesinlik yoktur eldekilerden yola çıkarak en doğru bilgiye ulaşma çabası vardır. Size vereceğim bilgilerden gerçeğe ulaşmaya çalışalım. İpuçları kaçırmayın belki bizim gözden kaçırdığımız doğruyu siz bulmuş olacaksınız.. (Not: Hikayelerde kullanılan görseller gerçek insanlara ait iskeletlerdir. Korkan insanların okumamasını tavsiye ederim)
All Rights Reserved
#22
polisye
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Katman :1451( Düzenleniyor) (+18)
  • Bir Cadının Bedeninde Uyandım
  • YASAK TOPRAKLARIN GELİNİ +18-Tamamlandı-
  • İçimdeki Canavar (TAMAMLANDI)
  • KORDELYA
  • KIZIL GECE
  •  Sonu Kötü Biten Yan Karakter Oldum!
  • FIRTINA ZAMANI
  • Kanlı Lordun Gelini
  • The Villainess turns the Hourglass|•ÇEVİRİ {Tamamlandı}

İlk Yayın Tarihi: 9 Şubat 2026 ​"Bir arkeolog olarak toprağın altında geçmişi ararken, bir gün o geçmişin tam ortasına düşeceğimi hiç hayal etmemiştim." ​Seray için hayat; kazı alanları, tozlu kitaplar ve tarihin sessiz tanıkları olan antik parçalardan ibaretti. Ancak İstanbul'un kalbinde açılan o gizemli çukur, onu sadece toprağın altına değil, tam beş yüz yıl öncesine, 1451 yılının kışına sürükledi. ​Avucunda yanan, sırrını çözemediği o mühürle; ne olduğunu anlamadığı bir çağın, entrikalarla dolu bir sarayın ve henüz 'Fatih' olmamış ama gözlerinden ateşler saçan bir sultanın kucağına düştü. ​Şimdi Seray için hayatta kalmak, o paslı dikişlerle dolu yarasından daha zordu. Bir yanda kendi zamanına dönme arzusu, diğer yanda II. Mehmed'in sarsılmaz korumacılığı ve omuzlarına binen cihanın yükü... ​Tarih kitaplarında okuduğu o büyük fethin eşiğinde, Seray sadece bir tanık mı olacaktı yoksa o meşhur tarih sayfalarını kendi elleriyle mi yeniden yazacaktı? ​"Ben buraya ait değildim ama onun gözlerine baktığımda, ilk kez kendimi evimdeymişim gibi hissediyordum." ​Zamanın durduğu, mühürlerin konuştuğu ve kalplerin savaştığı bir hikaye başlıyor.

More details
WpActionLinkContent Guidelines