Yıllar sonra aynı yola girmiştik yeniden. Aynı heyecan, aynı coşku ile. Öldürmeye çalıştığı kadar, doğmuştum içinde. Bir ışık huzmesi gibiydim. Gözlerini kapatıp kaçmaya çalıştığı her an daha çok nüfuz ediyordum hücrelerine. Kurtulmaya çalıştıkça bende boğuluyordu. Geçmiş, her şeyi silmiş fakat bunu kıpırdatmamıştı. Bu hisler içerisinde olduğu ânı düşündü. Kabullenmeye çalıştı olmadı ama kaçamadı da. Gün geçtikçe çoğalıyor, kendine karşı koyamaz hal alıyordu. O çok inandığı benliği, geçmişe bulanıyordu.
Ben ise geçmişten sıyrıldığımı düşünüyor, mutlu mesut günüme bakıyordum. İnatçı değildim, kindar da olamadım hiçbir zaman. Ama beni sevmeyen ve aldatan insanlara karşı tahammül derecem sıfırdı. Milyonlarca kez hayatından çıkarıldım, her seferinde bir geri dönüş yolu bulmuştum. Hep zorlu bir yol oldu. Gururumu çiğnedim, aşka inandım, darmadağın oldum, parçalandım. Buna rağmen her seferinde döndüm. Hiçbir zaman bıraktığım yerde bulamadım. Aslında hiç orada olmamış birinin nasıl olurda orda olmasını beklerdim. Bütün kesin kararlarımdan hep ani bir u dönüşü yapmıştım. Bu sefer dönmek istemiyordum. Daha fazla incinmek, sevgimle daha fazla gururlansın istemiyorum. Ve bunu yapmam için "sevilmediğimi" duymam gerekiyordu. Lakin öyle de oldu. "Seni sevmiyorum artık" cümlesini duymuş oldum. Sahi, hiç sevmiş miydi? Artık geri dönülmez bu yola girdiğimde düşündüğüm tek şey buydu. Sakin sakin hayatıma devam ediyor, naçizane bir yaşam sürüyordum.
All Rights Reserved