Lisedeki o havalı kızlardan değilseniz,işiniz gerçekten zor.
Üstelik okulun en popüler çocuğuna aşık olduysanız.
Berk'in mükemmelliği onu çekicilikten imkansızlığa götürüyordu.
Peki bu imkansızlık Göksuyu nereye götürecekti ?
***
Benim dudaklarım yaşadığım sürece Berk'in dudaklarıyla kapanacaktı. Berksiz olan hiçbir öpücük, masum değildi. Berk'i sarmayan kollar, başkasını saramazdı. Ve yemin ederim ki Berk'i sevdiğini söyleyen bu dil, asla başkasını sevdiğini söylemeyecekti. Başkalarının kokusunda sarhoş olmak bana haramdı. Hep elimden geleni yapacaktım, hiç Berk'e zarar gelmeyecekti. İşte yıllardır sorulan ''Aşk insanı güçsüz kılar mı?'' sorusunun cevabı bu olmalıydı. Berk'in lanet saydığı bu aşk, beni sadece ona güçsüz kılıyordu. Geriye kalan diğer her şeye karşı büyük bir zırh oluyordu.
Aşk bir insanı hem kırardı. Hem kırılmaz yapardı.
Belki de Berk haklıydı..
𝑦𝑒𝑡𝑖𝑠̧𝑘𝑖𝑛 𝑖𝑐̧𝑒𝑟𝑖𝑘
𝐾𝑎𝑠𝑎𝑏𝑎 𝑘𝑢𝑟𝑔𝑢𝑠𝑢
O sadece kusursuzdu.
Âdem ve Havva'nın cennetten kovulmasını sağlayan yasak meyvenin vücut bulmuş hâliydi. Ya da sadece ben öyle düşünüyordum. Dövmeli vücudu, kirli sakalları ve her zaman biraz sarhoş görünen bakışlarıyla tanınırdı Uygar Duman.
Nerden bilecekti on sekiz yaşında genç bir kızın ona aşık olduğunu?
Derin bir geçmiş, iflah olmaz bir arzu ve kaçınılmazın en saf sonucuydu onlar.