HAYALET ADA

HAYALET ADA

  • WpView
    Reads 371
  • WpVote
    Votes 18
  • WpPart
    Parts 1
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Thu, Sep 24, 2020
* Dünyada aniden çıkan bir salgın yüzünden tatlı suların büyük bir kısmı içilmez hale gelir. Tuzlu sular da bu salgının mikroorganizmaları tarafından istila edilmiştir. Kısa zaman içinde çoğu deniz canlısı yok olurken susuzluk dünyanın en büyük sorunu haline gelmiştir. Ve tabii dolayısıyla da açlık. Kendilerince bu soruna cevap bulduklarına inanan bir grup genç ise kendi deyimleriyle dünyayı kurtarmak üzere varlığından bile emin olmadıkları bir yere doğru yolculuğa çıkar. Bulup bulamayacakları ise en az gelecek kadar belirsizdir. Kendileri de bunun çok çılgınca olduğunu bilseler de her zamanki gibi içlerindeki sese inanırlar.Yolculukları onlarca tehlike ile doluyken onlar hepsini birlikte gülerek geçmeye hazırdır. Döndükleri zaman hiçbir şeyin aynı kalmayacağı ise akıllarına bile gelmemiştir. Aslında pek bir beklentileri de yoktur. Zaman onları büyütür, hem de hiç olmadığı kadar. Hayat ise acıdır, hiç tatmadıkları kadar. * Hayalet ada'ya, hoşgeldiniz. Sonun sonsuzluğuna... *
All Rights Reserved
#77
yolculuk
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Katman :1451( Düzenleniyor) (+18)
  • Kanlı Lordun Gelini
  • FIRTINA ZAMANI
  • İçimdeki Canavar (TAMAMLANDI)
  • YASAK TOPRAKLARIN GELİNİ +18-Tamamlandı-
  • Bir Cadının Bedeninde Uyandım
  •  Sonu Kötü Biten Yan Karakter Oldum!
  • KORDELYA
  • KIZIL GECE
  • The Villainess turns the Hourglass|•ÇEVİRİ {Tamamlandı}

İlk Yayın Tarihi: 9 Şubat 2026 ​"Bir arkeolog olarak toprağın altında geçmişi ararken, bir gün o geçmişin tam ortasına düşeceğimi hiç hayal etmemiştim." ​Seray için hayat; kazı alanları, tozlu kitaplar ve tarihin sessiz tanıkları olan antik parçalardan ibaretti. Ancak İstanbul'un kalbinde açılan o gizemli çukur, onu sadece toprağın altına değil, tam beş yüz yıl öncesine, 1451 yılının kışına sürükledi. ​Avucunda yanan, sırrını çözemediği o mühürle; ne olduğunu anlamadığı bir çağın, entrikalarla dolu bir sarayın ve henüz 'Fatih' olmamış ama gözlerinden ateşler saçan bir sultanın kucağına düştü. ​Şimdi Seray için hayatta kalmak, o paslı dikişlerle dolu yarasından daha zordu. Bir yanda kendi zamanına dönme arzusu, diğer yanda II. Mehmed'in sarsılmaz korumacılığı ve omuzlarına binen cihanın yükü... ​Tarih kitaplarında okuduğu o büyük fethin eşiğinde, Seray sadece bir tanık mı olacaktı yoksa o meşhur tarih sayfalarını kendi elleriyle mi yeniden yazacaktı? ​"Ben buraya ait değildim ama onun gözlerine baktığımda, ilk kez kendimi evimdeymişim gibi hissediyordum." ​Zamanın durduğu, mühürlerin konuştuğu ve kalplerin savaştığı bir hikaye başlıyor.

More details
WpActionLinkContent Guidelines