Beklenmeden Gelen

Beklenmeden Gelen

  • WpView
    Reads 566,467
  • WpVote
    Votes 29,869
  • WpPart
    Parts 35
WpMetadataReadMatureComplete Sat, May 16, 2015
Bir tarafta ailesinin ölümünden sonra kendini İngiltere'ye giden bir gemide bulan ve yalnızlığı kemiklerine kadar hisseden Amerikalı zengin güzel Cordelia Shaw... Diğer tarafta çapkınlığıyla sosyetede nam salmış bir şeytan kadar yakışıklı Eglinton Dükü Lord Brandon.. Kaderin ağları sayesinde birbirleriyle karşılaşan iki genç ya bütün olanlara rağmen aşklarına sahip çıkacaklar ya da her şeyi bırakıp birbirlerinden tamamen kopacaklar. 'Bazen neden siniriniz ile ün yaptığınızı anlayabiliyorum Lordum.' 'Tanrı aşkına Leydi Shaw eğer şu an sizi boğmuyor isem bu kesinlikle benim bir aziz olduğumun göstergesidir.' Tatlı atışmalar, aşk, hüzün ve her şeyi karıştıran yanlış anlaşılmalar...Brandon ve Cordelia'nın maceraları kalplerinizi ısıtacak...
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • İki Cihan Arasında
  • Karışmış ruhlar
  • Gül-i Saltanat
  • Kara Peçe
  • Taç Ve Şifa
  • Zahir
  • Güneşin Ağıdı
  • Buzun Altındaki Kalp
  • Zamanda Yolculuk Osmanlı - Çağın Sultanı -
  • PƏRİ SƏFƏVİ

"Biri Roma'nın hiç sönmeyen ateşi, diğeri Kayı'nın sarp kayalara çarpan fırtınası..." Söğüt'ün ayazı yerini baharın ilk müjdesine bıraktığında, kader iki ayrı dünyayı tek bir dere kenarında birleştirdi. Bir tarafta Kayı'nın izzetli kızı, kılıcı namusu, bakışı vatanı olan Fatma; diğer tarafta Roma'nın yenilmez komutanı, yüreği buz tutmuş heybetli Flavius. O gün atılan bir ok, sadece bir Moğol nökertini değil, iki düşman kalbi de tam ortasından vurmuştu. Bir bakışta başlayan o sessiz yemin, Bizans'ın soğuk zırhları ile Türkmen obasının kutsal ateş arasına ekilen yasak bir tohumdu. Ve sonra... Araya kan girdi. Araya surlar, dualar ve diller girdi. Yıllar birer birer takvimden dökülürken; biri Roma'nın en keskin kılıcı oldu, diğeri obasının elif gibi dik duran hatunu. Biri Bursa'yı canı pahasına savunmaya yemin etti, diğeri o kaleyi fethetmeyi düşleyen bir neslin evladıydı. Şimdi, aradan geçen koca bir ömürden sonra, kader onları tekrar karşı karşıya getiriyor. Ama bu kez çiçekli kırlar yok; barut kokusu, kılıç şakırtısı ve kuşatma altındaki bir şehrin feryadı var. Yüreğe düşen bir isim, bir imparatorluğun kaderini değiştirebilir mi? İmanın ve sadakatin sınandığı bu meydanda, aşk kendine sığınacak bir kale bulabilir mi? "Gözlerini benden kaçırma Fatma... Ben o oku attığım gün, seninle birlikte kendi kaderimi de vurdum."

More details
WpActionLinkContent Guidelines