Akşamın hafif rüzgarı,zaman zaman inleyen trampet seslerini derin bir uğultu halinde her tarafa yayıyordu. Kederli bağrışmalarıyla ölümü hatırlatan karga sürüler,bulutlu havanın donuk hüznünü daha çok artırıyordu. Karşımızdaki mor dağlar, hıçkıran dereler,uzaklara giden yollar,ıssız korular sanki korkunç bir fırtınanın gürlemesini bekliyordu . Bütün duygular şu an içindeydi. Aşk , özlem, acı...Ve daha fazlası... Gözyaşlarını serbest bırakmış yolları yürüyordu. Nereye gittiğini bilmeden ... Bundan sonra ne olacağını bilmeden.. Yürüyordu.. Şu an yapabileceği başka bir şey yoktu. Kalbi parçalara ayrılmış ama onun sevgisini hala istiyordu . O.. Şu an söylemesi bile zor . O Asil 'e âşıktı. Tüm kalbiyle onu seviyordu. Okul için geldiği bu şehir onun hayallerini süslüyordu daha öncelerde.. Ama artık sevdiği adam tarafından reddedilmeyi yaşamıştı o bu şehirde. Buraya gelmede pişman mı?? Cevabı koca bir HAYIR .Çünkü o burda sevmeyi buldu.. Ağlamanın yakışmadığı biri varsa o tabiki de Lal dır.