DÜNYA'DAN

DÜNYA'DAN

  • WpView
    Reads 63
  • WpVote
    Votes 18
  • WpPart
    Parts 4
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Fri, Mar 30, 2018
"Gözlerimi açıp karşımda duran hapishaneye baktım.Onu kurtarmamın tek şansı buydu ve bende seve seve yapmaya hazırdım.Derin bir nefes daha aldım.Yağan yağmur hızını arttırmış çıkan ses ise kulaklarımı tırmalıyordu.Uzaklardan gelen yağmurun bile bastırmaya yetmediği kurdun uluması;harekete geçme vaktinin geldiğini gösteren ufak bir çağrıydı.Ellerimi rengi atmış her an parçalanacakmış gibi duran taştan duvara koyup bütün gücümü ortaya sarf ederek yıkmaya başladım.Gücümü ve yarattığı etkiyi seviyordum.Ortaya çıkmaya başlayan ses her bir taş parçasının yere düşüşüyle giderek artıyor ve katlanılamaz bir hal alıyordu.Toz kütlesi görüş alanımı zorluyordu.Karşımda beliren bulanıklaşmış süiletine baktım.Bal rengi gözlerinde anlam veremediğim bir gizem vardı."
All Rights Reserved
#8
özelyetenek
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Katman :1451( Düzenleniyor)
  • Kanlı Lordun Gelini
  • YASAK TOPRAKLARIN GELİNİ(canavarların şafağı)+18
  • FIRTINA ZAMANI
  • KORDELYA
  • KIZIL GECE
  • Bir Cadının Bedeninde Uyandım
  • İçimdeki Canavar (TAMAMLANDI)
  • The Villainess turns the Hourglass|•ÇEVİRİ {Tamamlandı}
  •  Sonu Kötü Biten Yan Karakter Oldum!

​"Bir arkeolog olarak toprağın altında geçmişi ararken, bir gün o geçmişin tam ortasına düşeceğimi hiç hayal etmemiştim." ​Seray için hayat; kazı alanları, tozlu kitaplar ve tarihin sessiz tanıkları olan antik parçalardan ibaretti. Ancak İstanbul'un kalbinde açılan o gizemli çukur, onu sadece toprağın altına değil, tam beş yüz yıl öncesine, 1451 yılının kışına sürükledi. ​Avucunda yanan, sırrını çözemediği o mühürle; ne olduğunu anlamadığı bir çağın, entrikalarla dolu bir sarayın ve henüz 'Fatih' olmamış ama gözlerinden ateşler saçan bir sultanın kucağına düştü. ​Şimdi Seray için hayatta kalmak, o paslı dikişlerle dolu yarasından daha zordu. Bir yanda kendi zamanına dönme arzusu, diğer yanda II. Mehmed'in sarsılmaz korumacılığı ve omuzlarına binen cihanın yükü... ​Tarih kitaplarında okuduğu o büyük fethin eşiğinde, Seray sadece bir tanık mı olacaktı yoksa o meşhur tarih sayfalarını kendi elleriyle mi yeniden yazacaktı? ​"Ben buraya ait değildim ama onun gözlerine baktığımda, ilk kez kendimi evimdeymişim gibi hissediyordum." ​Zamanın durduğu, mühürlerin konuştuğu ve kalplerin savaştığı bir hikaye başlıyor.

More details
WpActionLinkContent Guidelines