KOPUK
  • WpView
    Reads 25,382
  • WpVote
    Votes 1,162
  • WpPart
    Parts 30
WpMetadataReadComplete Thu, May 16, 2024
Küçük kız kısa bacaklarının izin verdiği kadar oturduğu salıncakta bir ileri bir geri gidiyordu. Arkasında onu gökyüzüne yaklaştıran hiç kimsesi yoktu. Kavradığı zincirleri sıkıp durdu. Omuzları düşerken ellerini zincirlerden çekmek üzereydi ki bir kuvvet salıncağı öne doğru itekledi. Küçük kız şaşkınlıkla, gevşeyen parmakları ile zincirleri tekrar sıkarken arkasını döndü. Ona bakan, yeşil mi yoksa kahverengi mi, ayırt edemediği gözleri gördü ilk önce. Kendisinden 3-4 yaş büyük olduğu belli olan bir erkek çocuğu onun oturduğu salıncağı sallıyordu. Küçük kız bir şey söylemeksizin önüne döndü ve dudaklarında oluşan gülümsemeye engel olamadı. Gülümsemesi kahkahalarla dudaklarından dökülürken, "Gökyüzüne!" diye bağırdı. Çocuk, küçük kız düşmesin diye biraz yavaş sallıyordu ama küçük kızın isteği ile kullandığı kuvveti biraz arttırdı. Onunda yüzünde bir tebessüm oluşurken kolları ağrıyana kadar küçük kızı salladı.
All Rights Reserved
#100
küçükprens
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Gülzar-ı MiR
  • Görmeden Evet (Zoraki Evlilik)
  • Yolumdaki Hira - Tamamlandı
  • İNATÇI VE ZOR(islami-TAMAMLANDI)
  • Erkek Arkadaş Kiralama Dükkanı
  • HARELERİN YAZGISI| TAMAMLANDI
  • Tehlikenin Kucağında
  • Bana Aitsin
  • EMEK MAHALLESİ
  • Sen ve Ben Değil! BİZ

İki farklı dağ, iki ayrı aşiret... Birinde yatağa mahkum bir adam: Mirza Altunhan. Diğerinde narin ama dimdik duran bir kadın: Gül Karahanlı. Aşiret töresinin gölgesinde, geçmişin kanlı hesaplarıyla şekillenen bir evlilik... Gül, abisinin işlediği bir günahın bedelini bedenini vererek öder. Mirza ise yıllar önce geçirdiği bir kazanın ardından yatağa mahkûm, sesi susmuş, yürüyemez bir adamdır artık. Ama gözleri konuşur. Gözleri, Gül'e dokunur. İntikamla başlayıp, şefkatle büyüyen bir beraberlik. Suskun bir aşkın gözlerle yazılan hikâyesine dönüşür. Gül başta yalnızca merhametle yaklaşır Mirza'ya. Fakat zamanla kalbi, onun bakışlarındaki kırılmışlığı, içindeki çığlığı ve unutturulmaya çalışılan umudu duyar. Şefkatiyle kanatlanan bu aşk, yalnızca iki yüreği değil, iki aşireti de yeniden şekillendirecektir. Ama Altunhan konağında fırtınalar eksik olmaz: Hırs dolu bir üvey anne... Karanlık emelleri olan bir üvey kardeş... Ve her şeyin üstünü örten töre duvarları... "Bir insan ne zaman gerçekten sağ kalırdı? Bedenen iyileştiğinde mi, yoksa kalbine dokunulduğunda mı?" "Altunhan ile Karahanlı'nın kalemle değil, kalple yazılmış hikâyesi..." Aşkın susarak bile haykırıldığı bu roman, yüreklerin en derin yerine dokunacak. ---

More details
WpActionLinkContent Guidelines