Sessiz Zamanlar

Sessiz Zamanlar

  • WpView
    Reads 26,367
  • WpVote
    Votes 960
  • WpPart
    Parts 2
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Thu, Aug 13, 2020
WpInfo
Fiction
Romance
"Seni devlet köpeği senin gibileri iyi tanırım." Tekmelerden nasibini alan adam acıyan dizini ovalarken ters ters bakmaya başladı. Derin bir nefes alıp kendini dizginleyerek doğruldu. Tam konuşacakken: "Bırak beni arkadaşlarımın yanına gideceğim burada kalmayacağım." Bir iki adım atıp dirseğimden tutup çekiştirerek salonda ki koltuğa doğru savurdu. Bir anda kendimi popo üstü üçlü koltuğun üstünde buldum. Kollarım itilmenin hızı ile koltuğa çarpmış ve canım çok yanmıştı. Gözümden bir damla yaş yol almış önce yanağıma daha sonra da boynuma doğru akmıştı. Adam hiç istifini bozmadan dizlerini büktü ve yüzünü bana yaklaştırdı. "Pislik... Köpek... Zorba..." Diyen ve ardı ardına kesilmeyen hakaretlerime devam ederken çenemi avucunun içine aldı ve sıkarak konuşmaya başladı. "Bana bak senin gibi koyunlar oldukça bu memlekette benim gibi köpeklere hep ihtiyaç olacak şimdi adam ol ve yerli yerinde otur. Görev beni bekliyor gitmem lazım."
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Laura Gercek ailem (Karanlik aşk)
  • Sessiz Yemin
  • ULAŞAMIYORUM/TEXTİNG
  • Halısaha |texting
  • AŞİRET Mİ!? -Gerçek Ailem-
  • Vatan Uğruna
  • Karven

Laura Gercak ailem (Karanlik aşk) kitabında hem Gerçek ailem konulu sonlara dogru ise mafya kocamiz da gelecek buna göre okuyun. Kesit. Hiç durmadan koşuyordum. Ciğerlerim yırtılırcasına yanıyor, göğüs kafesime iğneler batıyordu. Ağaçların silueti, tepemdeki ay ışığı altında bir hayalet ordusu gibi uzayıp gidiyordu. Ara ara omuzumun üzerinden arkama bakıyor, peşimden gelip gelmediğini kontrol ediyordum. Bu sefer... bu sefer beni gerçekten öldürürlerdi. ​Kimden kaçtığımı merak ediyorsanız, babadan kaçıyordum. ​Ben Laura Yel, 16 yaşındayım. "Baba" dediğim kişi, Mithat Yel. Maalesef ona gönül rahatlığıyla babam diyemiyorum, çünkü o bana hiç öyle davranmadı. O, beni suskunluğa mahkûm etti. ​Keşke her şey sadece suskunlukla bitseydi. Bin bir türlü işkence, rutubetli karanlık odalar ve... en önemlisi sol bileğimin hemen yukarısındaki büyük yara. O yara, içimdeki küçük ışığı tamamen söndüren, acı bir hatıraydı. Onu, daha on yaşımdayken duvara bir güneş resmi çizdiğim için yapmıştı. Masum bir çizim için beni sandalyeye bağlayıp, o yarayı bileğime kazımıştı. Yarağın nasıl bir şey olduğunu, neyi temsil ettiğini daha sonra detaylı bir şekilde anlatırım. ​O yaradan sonra ne olursa olsun tek kelime etmedim. İşkencelerinde çığlık atmadım, yalvarmadım. Daha küçük yaşta büyümek, sessiz ve dayanıklı olmak zorunda kaldım.

More details
WpActionLinkContent Guidelines