DELİBAL
  • WpView
    Reads 3
  • WpVote
    Votes 1
  • WpPart
    Parts 1
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Mon, May 14, 2018
Yakışıklı ve müzisyendi genç adam.Hergün okuldan sonra kardeşi diyebileceği arkadaş grubuyla cafeye gider,noto ezberler ,eğlenirlerdi kendilerine göre. O gün evleri sayılan cafede otururken görmüştü onu.Füsun'unu...Öyle güzel,öyle zariftiki genç adam neye uğradığını şaşırmışti bir an.Adam, garson kızın güzelliğini hayretler içerisinde izlerken kadını bir anda karşısında otururken buldu... İşte böyle başladı oarın hikayesi.Delibal'ım dedi kadın adamına.Füsunum dedi adam kadınına... Birbirlerini bırakmayacaklarına söz vermişlerdi.Ama...Delibal tutamamıştı sözünü...Yalnız,yapayalnız bırakıp gitmişti kadınını...Veda bile etmeden...Birdaha gelmemek üzere gitti adam...Önce birbirlerine sıkıca kenetledikleri elleri ayrıldı birbirinden,sonra kalpleri... Çok acı çekti kadın adamının gidişinden sonra.Ama elinden hiçbir şey gelmedi...Yapamadı...Olmadı... Yağmur misali döktüğü gözyaşları, uykusuz geçirdiği aylar,yalvarışları...Hiçbiri,hiçbiri geri getirmedi adamını.Öldü genç kadın o gün...Öldü... ~Uyu aşkım koynumda kaygısız mışıl mışıl.Bana emanet gül yüzünde gülümseye huzur~
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • AZE
  • NEVBAHAR (Düzenlenecek)
  • Karadeniz'in Kızı (Gerçek Ailem)
  • Gözler Aynı Sen
  • ASENA
  • KARA HARP Mİ? (YARI TEXTİNG)
  • Doktor Neyi İtiraf Edecek Hemşire Hanım?| Yarı Text
  • RUH-U REVAN
  • SİCİLYA MATRİSİ | Yarı Texting
AZE

PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.

More details
WpActionLinkContent Guidelines