Biz belayız. Başkalarına değil de daha çok birbirimize belayız. Çünkü biz BELAYIZ.
Yani Beril, Elzem, Leyla, Ahu. İşte bu dörtlü biziz.
(Eğer ağaca sarılan, markette paranın tümünü beş kuruş olarak veren, bir kuruşu geri isteyen, parasını veya aldığı şeyi unutan, anırırcasına gülen, her türlü hayvandan korkan ama aynı zamanda seven, modu her an değişen kız veya kız grubu görürseniz uzaklaşın.
Zaten korkarsınız. Neyse işte o biziz. Biz BELAYIZ (Kaçıncı kez söyledin salaq?)
Peki bile bile belaya bulaşana ne denir?
Kendi halinde kuytu kenarda bir mahalle ve o mahallenin bir tanecik asi kızı; Petek Karan.
Yıllardır karakola gelen tüm Komiserleri görevi bıraktıracak kadar zorlayıp onlara nefes aldırmayan bir kadın.
Her yaramazlığı, ukalalığı sanki dünya onun etrafında dönüyormuşcasına har vurup harman savuran bir Kızıl Fırtına.
Peki ya onun ezberlediği yolları yıkacak bir komiser karşına çıksa? o zaman da tabuları yıkılmadan durabilecek miydi?