SEVİ
  • WpView
    Reads 47,782
  • WpVote
    Votes 1,975
  • WpPart
    Parts 11
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Fri, Nov 26, 2021
"KÜL" adlı hikayeden tanıdığımız Deran & Boran Miroğlu'nun hikayesi... ~Sevene yeryüzü,sevmeyene gökyüzü dar gelirdi...~ Töre hikayesi değil aksine bir adamın taşlaşmış kalbinde filizlenen intikamının aşırı dram içeren hikayesidir... -"Benim,Boran Miroğlu Bukre Miroğlu'nun eşiyim. Karım iyi değil mi?" Deran nasıl konuşacağını bilemedi. Zaten hep zorluyordu bu haberi ailelere söylemek onu... -"Üzgünüm Boran bey. Tüm müdahalelere rağmen kurtaramadık. Buraya geldiğinde kalbi durmuştu, omurgasında ve sternumlarda ciddi kırıklar bulunuyordu. Başınız sağolsun Allah sabır versin" Deran gözünden düşen yaşla yavaşça yürümeye başladı Boran'ın yanından geçerken kolunda hissettiği baskı ile durmak zorunda kaldı sonra ise işittiği sözler ile bedeni buz kesti -"Bundan sonra Benden kork Doktor Deran. Sen benim ömrümü kurtaramadın. Ben Boran Miroğlu sana hayatı zehir edeceğim doktor Deran"
All Rights Reserved
#186
vazgeçiş
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Laura Gercek ailem (Karanlik aşk)
  • Halısaha |texting
  • Karven
  • FERAYE | NEFRETTEN AŞKA
  • Sessiz Yemin
  • AŞİRET Mİ!? -Gerçek Ailem-
  • Vatan Uğruna
  • ULAŞAMIYORUM/TEXTİNG
  • HEKİMOĞLU | Köy - Zoraki Evlilik

Laura Gercak ailem (Karanlik aşk) kitabında hem Gerçek ailem konulu sonlara dogru ise mafya kocamiz da gelecek buna göre okuyun. Kesit. Hiç durmadan koşuyordum. Ciğerlerim yırtılırcasına yanıyor, göğüs kafesime iğneler batıyordu. Ağaçların silueti, tepemdeki ay ışığı altında bir hayalet ordusu gibi uzayıp gidiyordu. Ara ara omuzumun üzerinden arkama bakıyor, peşimden gelip gelmediğini kontrol ediyordum. Bu sefer... bu sefer beni gerçekten öldürürlerdi. ​Kimden kaçtığımı merak ediyorsanız, babadan kaçıyordum. ​Ben Laura Yel, 16 yaşındayım. "Baba" dediğim kişi, Mithat Yel. Maalesef ona gönül rahatlığıyla babam diyemiyorum, çünkü o bana hiç öyle davranmadı. O, beni suskunluğa mahkûm etti. ​Keşke her şey sadece suskunlukla bitseydi. Bin bir türlü işkence, rutubetli karanlık odalar ve... en önemlisi sol bileğimin hemen yukarısındaki büyük yara. O yara, içimdeki küçük ışığı tamamen söndüren, acı bir hatıraydı. Onu, daha on yaşımdayken duvara bir güneş resmi çizdiğim için yapmıştı. Masum bir çizim için beni sandalyeye bağlayıp, o yarayı bileğime kazımıştı. Yarağın nasıl bir şey olduğunu, neyi temsil ettiğini daha sonra detaylı bir şekilde anlatırım. ​O yaradan sonra ne olursa olsun tek kelime etmedim. İşkencelerinde çığlık atmadım, yalvarmadım. Daha küçük yaşta büyümek, sessiz ve dayanıklı olmak zorunda kaldım.

More details
WpActionLinkContent Guidelines