* Nepenthe: Mutluluğu getiren, acıyı ve üzüntüyü yok eden ilaç. *
Beni ilk gördüğün günü hatırlıyorum. Hasretle, özlemle bakıyordun gözlerimin içine dumanlı ela gözlerinle. Bir gece yarısı karanlığın ele geçirdiği o sokakta ışıl ışıl aydınlatıyordu gözlerin her yanı. Hiç ama hiç anlam verememiştim. Mutluydun, hem de çok. Yıllardır bıkmadan usanmadan aramıştın, aradığını da bulmuştun sonunda, bense sahibi olduğumu sandığım her şeyi kaybettim o günden sonra. Ve o gün beni bir daha asla kaybetmeyeceğini anladım, Nepenthe.
Aklındayım, hissediyorum. Hatta hiç çıkmıyorum. Çıkaramayacaksın da: çünkü ben oraya aitim, biliyorsun. Hiçbir zaman yalnız olmadın, yine değilsin. Seninleyim, yanındayım, her yerdeyim. Sadece beni hissetmeni, inanmanı istiyorum.
Ve tek varlığım: Nepenthe, yanında nefes almadığım her güne lanet olsun; dizlerinde uyuduğum her güne şükran.
13.01.18 ????
Rastgele bir numaraya attığım o utanç verici mesajın, ölüm fermanım olacağını nereden bilebilirdim?
Bir doğruluk mu cesaret mi oyunu.
Masum, aptalca bir şaka.
Ve yanlış zamanda, yanlış kişiye giden o mesaj:
"Kırmızı tangamın nerede olduğunu hatırlamıyorum, dün gece sende mi kaldı?"
Ben sadece arkadaşlarımla eğlendiğimi sanıyordum. Ama mesajı attığım numaranın sahibi; şehrin karanlık yüzü, merhametsizliğiyle nam salmış Uygar Karaman'dı. Ve daha kötüsü? O gece gerçekten birini öldürmüştü ve benim bu mesajımı, cinayeti gördüğüme dair bir şantaj sanmıştı.
Şimdi peşimde sadece utanç verici bir yanlış anlaşılma yok.
Peşimde; nefesimi kesmek, beni susturmak ve o "kırmızının" hesabını sormak isteyen bir adam var.
O, beni susturmak için her şeyi yapacak bir avcı.
Ben ise yanlışlıkla inine girmiş bir av.
"Kaçabilirsin Küçük Tanık," diye fısıldadı telefonun ucundaki ses. "Ama saklanamazsın. Kırmızıyı severim, özellikle de kan rengiyse."