DİKKAT SPOİLER İÇERİR.
...
"Yaşam sembolü"... Kimse bunun bir hediye mi yoksa hayatını mahvedecek bir izden mi ibaret olduğunu bilemezdi.
...
Lucifer yamuk bir gülümsemeyle ona sarıldı, Lilith bu gülümsemeyi biliyordu, Lucifer bir şeytanlık peşindeydi, daha ilk saniyeden verdiği karara pişman olmuştu ama artık çok geçti. Lucifer asla onu sevmemişti ama o, dünyada geçirdiği onca seneye rağmen bunu anlayamamış, yaşadıklarından bir ders çıkaramamıştı. Sevdiğinin bedeninden yayılan bir sıcaklık Lilith'i ele geçirdi, son gördüğü şey ona Lucifer'in gerçekten bir şeytan olduğunu hatırlatan, karanlıkta parlayan kızıl gözleriydi..."
...
"Sen kendini ne sanıyorsun şeytan?"
Doğru mu duymuştu emin değildi. Arkasını döndü. Melek ona alaycı bir şekilde gülümsüyordu.
"Şeytan mı?"
...
Ve o inandığı şeyler uğruna canını bile vermeye hazırdı...
Bir varmış, bir yokmuş...
Günün birinde upuzun bal rengi saçları olan güzeller güzeli bir kütüphaneci, sıradışı bir masal kitabı okumaktaymış.
Hayatı boyunca her daim yapayalnız olan bu kadın, masal kitabında tıpkı kendisi gibi yalnızlıktan ölen bir kadına öyle üzülmüş ki kitabın başında ağlaya ağlaya bitap olmuş.
Hüzünle masal kitabının eski sayfalarını çevirirken garip bir şeyi fark etmiş.
Okuduğu resimli kitapta hikâyesine kahrolduğu karakterin çizimi tıpkı kendi yüzüne benziyormuş.
Dehşet içinde kitabı kütüphane müdürüne götürmek için ayaklandığında üst raflardan kafasına düşen bir kitap, hayatını kaybetmesine neden olmuş.
Gözlerini kapatırken ölümün ani soğukluğu tarafından ele geçirilmiş.
Yeniden gözlerini açtığında ise okuduğu masal kitabı dışında hiçbir şey hatırlamıyormuş.
Ancak onu asıl şaşırtan, yapayalnız olduğu için üzüldüğü kadının bedeninde uyanmasıymış...
Vivara Thasisa'nın...