LAVİN

LAVİN

  • WpView
    Reads 148,137
  • WpVote
    Votes 6,518
  • WpPart
    Parts 37
WpMetadataReadComplete Sun, Feb 15, 2026
WpInfo
Fiction
Romance
Lavin, 'babana bile güvenme' sözünü kulağına değil kalbinde sessizce çırpınan bir sızı gibi taşıyordu. Her atışında biraz daha derine işleyen, sustukça büyüyen, görünmeyen ama hep orada olan bir ağırlıktı bu... Çocukluğu, güvenin kırık aynasından süzülüp gelen keskin yansımalarla doluydu; neye elini uzatsa kesiliyor, kime sırtını yaslasa parçalanıyordu. Her anı, cam kırıklarının üzerinde yürüyormuşçasına ince bir acıyla örülmüştü. İnsanlara tutunmayı hiç öğrenememişti; ellerini uzattığında karşılaştığı hep soğukluk, hep boşluktu. Kalabalıklar içinde bile yapayalnız kalmanın ne demek olduğunu erken yaşta öğrenmişti. Tek sığınağı, annesinin sarılışında bulduğu o sessiz ve sıcak sevgiydi - fırtınanın ortasında soluk bir liman gibi... Onun kucağı, dünyanın tüm gürültüsünü susturabilen tek yerdi. Annesinin ölümüyle birlikte, Lavin'in içindeki son ışık da sönmüştü. Onu hayata bağlayan, karanlıkta yolunu bulmasını sağlayan tek parıltı yok olmuştu. Geriye sadece bir gölge kaldı-nefes alan, yürüyen ama yaşamayan bir gölge. Ta ki bir gün, griye boyanmış bir şehrin, unutulmuş bir kaldırım kenarında otururken... Bir yabancı, sessizce yanına yaklaştı. Hiçbir söz söylemeden, yalnızca elini uzattı ona. O an, Lavin'in donuk gözlerinde bir şey kıpırdadı-yıllardır kımıldamayan, kıpırdamaya cesaret edemeyen bir şey. O el, geçmişin tüm yükünü silip atmadı belki ama çok daha derin bir geleceğin ilk taşını döşedi. Lavin, ilk kez bir elin sadece uzatılmak için, sadece tutulsun diye var olduğunu fark etti. Ve belki de o anda, içindeki bütün duvarların çatladığını hissetti, birinin onu görmeye çalıştığını ilk kez o zaman anladı. Bazen insan, en çok unuttuğu yerde yeniden kendine rastlar...
All Rights Reserved
#218
lavin
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • KOD ADI: GÜNEŞ
  • Ateşin Varisi (Prenorion 1) (KİTAP OLDU)
  • Kardan Adam
  • 4 element
  • Karadeniz'in Kızı (Gerçek Ailem) - DÜZENLENECEK!
  • Safir
  • Ressam
  • İlk İYE; Sare
  • HİCRAN (Aile+ Askeri Hikaye)
  • Gönül Harbi (Gerçek ailem)

"Bana ocüymüş gibi bakmayı kes. İnsanım." Derin bir nefes aldıktan sonra dolunaya baktım. Bu gece beni aydınlatmak ona düşmüştü. "Ayrıca göbeğin sana pek yardımcı olmuyor. O ağaç senden birkaç beden daha küçük." Beklediğim gibi birkaç homurtu duyduğumda ağacın arkasına saklanan genç çocuk kendini açık etti. Titreyen bedenini gördüğümde sıkkın bir nefes bıraktım. "Şu gözlerini çek üzerimden velet."dişlerimi sıkarak söylediklerim onu daha da korkutmuş gibi titremesi arttığında kendimden bir kez daha iğrendim. Üzerimde üniformam ile birçok çocuğun hayalini süslerken başka bir çocuğu benliğimle korkutuyordum. "Korkacak bir şey yok. Bir tanıdık." Kaşlarımla arkamdaki mezarı işaret ettiğimde çocuk kalkan kaşları ile bana sanki bir hayaletmişim gibi bakmaya devam etti. "Ne var ulan?! Babamızın mezarına ziyarete geldik işte! Niye mezardaki benmişimde dirilmişim gibi bakıyorsun?" Sağ elinin işaret parmağı titrek bir şekilde havalanıp arkamdaki açık mezarı işaret ettiğinde "Babanın mezarını mı kazdın yani?"diye sordu. Sanki çok normal bir şeymiş gibi sakince omuzlarımı silktim. "Senin mezarını mı kazmalıydım?" "Hayır tabiki de!"diye cırladığında diğer eliyle hızlıca ağzına kapattı. "Abla Allah'ını kitabını seversen senin akşam akşam başka işin yok muydu ya?!" "Niye lan? Bu akşam müsait değil miydi?"

More details
WpActionLinkContent Guidelines