KÜL
  • WpView
    Reads 438
  • WpVote
    Votes 103
  • WpPart
    Parts 10
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Mon, Feb 18, 2019
WpInfo
Fiction
Romance
Dünya küçüktü. Küçük olmasına rağmen yaşattırdığı büyüktü. Hissettirdikleri, hissettiremedikleri... Hırs, öfke, dostluk, sevgi, kıskançlık, büyük bağlar... Her duygu teker teker döküyordu içindekileri. Her insan yaşıyordu isteyerek veya istemeyerek... Bir şey tam anlamıyla gerçekti. Hissetmek. Ne olursa olsun, iyi veya kötü. İnsan hissederek, yaşayarak öğrenirdi. İnsan doyumsuzdu; paraya, şöhrete, popülerliğe... En çok da hissettiklerine doyumsuz, hissedemediklerine açtı. Sevgiyi, şefkati, merhametliği, umudu zerresine kadar yaşamış birine kim dünyanın bu kadar çirkin olduğuna inandırabilirdi? Ya da şöyle sorayım; Acıyı, kaybetmeyi, öfkeyi, tükenmişliği zerresine kadar yaşamış birine kim dünyanın ufak da olsa güzelliklerini anlatabilirdi, ona indandırabilirdi? Bu dünyada, iyi de kötü de duygular vardı. Asla ama asla, kötü insan yoktu. Kötü hislerle beslenen, onları bu yola sürüklemesine göz yuman kaderleri vardı. KÜL hikayesinde de bu insanlar vardı. Onların çığlıkları, çırpınışları vardı. Başta da dediğim gibi; dünya küçüktü. Ve bu insanlar, bu küçük dünyada birbirlerinin çığlıklarını duymuştu sonunda. Ve yine, o kötü dediğiniz insanlar bütün o kötülüklerine rağmen birbirlerine destek olmuştu. Kendi bedeninde yanan ve yakan insanlar... Bu, ateşin veya suyun öyküsü değil. Bu yanan insanların külleriyle tekrar dirilişin ve her şeye rağmen yeniden yaşamanın öyküsü. Ve siz, Kül'e hoşgeldiniz.
All Rights Reserved
#84
leo
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • MOR SÜTYEN  (Yarı Texting)
  • Göz Göze "40" Saniye | Texting
  • ALİN | Gerçek Aile
  • Mafyaymısmıs
  • Gecenin Ucunda |  Texting
  • KORKUT / bxb
  • Futbolcunun aşkı | TEXTİNG |
  • YENGE | YARITEXTİNG
  • Sirayet|Texting

Bazı düşüşler yere çakılmakla değil, bir canavarın inine düşmekle son bulur." İz, hayatını viyolonselinin kalın tellerine ve siyah dantellerine saklayan, melankolik bir konservatuar öğrencisiydi. Tek istediği, notaların gürültüsüyle dünyayı susturmaktı. Pusat, hayatını kırdığı kemiklerin sesiyle kazanan, öfkesi bileğine takılan elektronik kelepçeyle eve hapsedilmiş bir yeraltı dövüşçüsüydü. Tek gerçeği, sınırları çizilmiş o dört duvardı. Biri yukarıda sanat yaratıyor, diğeri aşağıda vahşeti dizginlemeye çalışıyordu. Ta ki o geceye kadar. İz'in balkona astığı mor sütyen, rüzgarın ihanetiyle aşağı süzüldüğünde, sadece alt kata düşmedi. Pusat'ın yasaklı bölgesine, tam kucağına düştü. Pusat dışarı çıkamazdı. İz aşağı inmeye korkardı. Telefon titredi. Gönderen: Alt Kat Mesaj:"Eşyan kanlı ellerimin arasında. Ve biliyorsun viyolonselist, ben bu evden çıkamam. Eğer onu geri istiyorsan, benim kafesime girmek zorundasın." Sanat, şiddete teslim olduğunda notalar susar. Şimdi sahne sırası, kafesteki canavarda.

More details
WpActionLinkContent Guidelines