
"Cam kırıklarını bırak , elin acımasın. " diye fısıldadım . Ama asıl demek istediğim bırak peşimi daha fazla can kırığımız birbirimize batmasın . Derin bir nefes aldı önce sonra öyle bir şey söyledi ki allahım dedim kurşun yesem böyle acıtmazdı ki canımı.
"Acımaz . Herkese gülüp de bana lal oldu ya dilin ben ondan sonra hissedemez oldum zaten ..." Durdum. Tam o anda o zaman diliminin içinde sıkışıp kaldım gözlerindeki kederde öyle bir boğuldum ki cesedimi toprak bile kabul etmezdi benim .
"Bundan sonra ne cam kırığı ne can kırıkları uğrar bana Vera ." O konuştu ben sustum öyle bir sustum ki ciğerim yandı. Tuttuğum nefesini yavaşça verdim . O da aynısını yaptı . Bir kelime daha ederse kalbim durur sandım acıdan ama ona -can içime- baktıkça daha hızlı attı . Yapama dedim atama ne olursun ... Şimdi olmaz yavaşla yoksa ölürüz dedim dinletemedim . "Yapma , sus."
Ölüp bittiğim güzel gözleri kısıldı . Susadığım dudakları aralandı . İşte o zaman anladım ciğerimdeki yangın meğer onsuzluktanmış.
"İste sen yeterki gülüm , senin canın yanacağına ben hep susarım."Hak Cipta Terpelihara1 bahagian