İSFET
"Nil'in akışını değiştirebilirsin ama tanrıların yazdığı kaderi asla... Ta ki bir yabancı, elinde bir neşterle o kadim yazgıyı kanatana dek."
Modern dünyanın steril ameliyathanelerinden, kumun ve kanın hükmettiği antik Mısır'a düşen bir cerrah: Sara. Bu topraklarda artık onun adı Merit.
Merit, hayatta kalmanın tek yolunun bir gölge gibi yaşamak olduğunu biliyordu.Geri dönmeyi başarana dek Sessiz kalmalı, bu yabancı düzene uyum sağlamalı ve kimsenin dikkatini çekmemeliydi. Ancak doktorluk içgüdüsü, mantığına ihanet etti. Pazar yerinin tozunda, hayatı avuçlarının arasından kayıp giden o adamı kurtarmak için öne atıldığında, sadece bir ölümü engellemekle kalmadı; varlığından kaçınması gereken en kudretli gözlerin hapsine düştü.
Mısır'ın yaşayan tanrısı, İki Diyarın Efendisi: Firavun Atum.
Kehribar gözlerinde hem bir imparatorluğun görkemini hem de durdurulamaz bir fırtınayı taşıyan Atum için bu yabancı kadın, ya Nil'in getirdiği bir mucize ya da krallığın kadim temellerini sarsacak bir felaketti. Merit ise kendini amansız bir ikilemin ortasında buldu:bir yandan kadim geleneklerine körü körüne bağlı saray şifacılarıyla bir onur savaşı verirken, diğer yandan Atum'un hükmeden varlığına karşı kendi kalbini korumaya çalışıyordu.
-Güneşin kavurduğu bu topraklarda, aşk en büyük günahtır; özellikle de bir yabancı için.-