10 parts Ongoing Çolpan Yılmaz, kariyeri başarılarla dolu idealist bir teknik direktördü. Kariyeri boyunca yönettiği erkek futbol takımlarıyla başarılar elde etmişti. Ama bu kez işi hiç kolay olmayacaktı. Zira daha önceki yönettiği takımlar gibi değildi bu takım. GÖKBÖRÜ FUTBOL KULÜBU... Bu takımı yola getirmek resmen imkansızdı. Oysa imkansız Çolpan'a babasının hiç bir zaman öğretmediği bir kelimeydi. Eğer nefes alıyorsa her şey mümkündü ona göre. Gökbörüler ise şimdiye kadar hiç karşılaşmadığı bir enkazdı. Takım son iki senedir zor zulüm ligde kalıyor, neredeyse hiç bir başarı elde edemiyordu. Kadro da eksikte vasatta çoktu. Çolpan'ın ise oldukça kısıtlı zamanı vardı. En azından bir stoper, bir kanat ve bir forvet bulması gerekiyordu.Lakin nasıl olacaktı? Nerden bulacaktı?
Bazen hayatta sizin kontrolünüz dışında gelişir bazı şeyler. Kendi ayaklarıyla gelir size, kafanızı çevirdiğiniz yerde oluverir ya da siz gidersiniz bilmeden ona. Ama eğer varsa aranızda görünmez iplerle örülmüş bağlar -Buna ister kader deyin, ister şans, ister evrenin bir armağanı... - artık şehre gelen bu yabancıyla yeni bir hikaye başlar.
Akınla Çolpan'ın hikayesi de böyle başlamıştı. Bir havaalanın önünde Çolpan İzmir'e ayak basar basmaz kendini Akın'ın taksisinde bulmuştu. Hayatta bazı şeyler tesadüf olabilirdi. Zira bu karşılaşma da onlardan biri olabilirdi... Eğer bu karşılaşmaların sıklığı bir şekilde artmış olmasaydı. Oysa olmuştu ve artık buna tesadüf demek olanaksızdı. Burada mutlaka başka bir şey vardı. Belki kaderin görünmez ipleriydi, belkide evrenin cilveli bir oyunuydu onları birbirlerine çeken.
Ama her ne olursa olsun gerçek olan tek bir şey vardı ki bazı karşılaşmalar tesadüf olsa ve insanın hayatında yaprak kıpırdatmasa bile bazıları kesinlikle tesadüf değildi ve bir kasırgaya, hatta bir kar fırtınasına neden olabilir