Akulya Ajanı

Akulya Ajanı

  • WpView
    Membaca 83
  • WpVote
    Vote 5
  • WpPart
    Bab 4
WpMetadataReadBersambung
WpMetadataNoticePublikasi terakhir Sen, Nov 12, 2018
Herşey sabahleyin masamdaki o simli toza benzer şeyi gördüğümde değişmişti. Birden kendimi başka bir yer, başka bir boyutta buluverdim. Neresiydi burası, neden buradayım? Yapmam gerekeni öğrendikten sonra kendimi "Akulya" diye bir evrende buldum ve nereden başlamam gerektiğini uzun uzun düşündüm. "Neyse ki benim 'küçük' -Sihirli Sincabım- (Onu yarattığım günden beri) hep yanımdaydı. Öyle küçük dediğime de bakmayın, evet avucuma sığacak kadar küçük ama tam 4 kilo!" Bu yolculukta öğreneceğiniz en önemli şeylerden bir tanesi de yalanın; iyi anlamda olsun kötü anlamda olsun, tüm evrenlerin canlıları, istemese bile bir gün kullanmak zorunda kalacağı bir şey olmasıdır.. Ama yalanı "dozunda" kullandığın sürece kimseye zararı olmaz, aksine yararı olur, unutmayın.. Her neyse, amacım size ders vermek falan değil..Devam. "Ama ne yapacaksın? Ajan olmanın ilk kuralı da iyi yalan söylemektir..Tabi bir sağ kol da şart!! Bende de her ikisi olduğuna göre; Akulyadaki gizli görevim için beni durdurabilecek kimse yok!" Onun dışında.. O kim mi? Okuyup öğrenmeye ne dersin?
Seluruh Hak Cipta Dilindungi Undang-Undang
#123
ajan
WpChevronRight
Bergabunglah dengan komunitas bercerita terbesarDapatkan rekomendasi cerita yang dipersonalisasi, simpan cerita favoritmu ke perpustakaan, dan berikan komentar serta vote untuk membangun komunitasmu.
Illustration

anda mungkin juga menyukai

  • SİYAHIN BEYAZI
  • Aile Sırları
  •  ABİLERİM Mİ?
  • Cemre Karadeniz'e Düşerse/GERÇEK AILEM
  • KURTBEY
  • DELİ YÜZBAŞI (+21)
  • HER KİMSEN
  • Gerçek Ailem~ Eliz
  • ISSIZ ADA (+18)

Miray Aras, hastanenin yoğun kokusu ve telaşlı kalabalığı arasında, beyaz önlüğünün eteklerini uçuşturarak odasına doğru ilerliyordu. Uzun bir nöbetin yorgunluğu omuzlarına binmişti ki, genç bir hemşire nefes nefese yanına yaklaştı. "Miray Hocam, Başhekim Murat Hoca sizi odasında bekliyor. Önemli olduğunu söyledi," dedi hemşire. Miray, yorgunluğunu bir kenara itip rotasını başhekimliğe çevirdi. Murat Bey disiplinli bir adamdı; eğer çağırıyorsa bu ya yeni bir vaka ya da ciddi bir durum demekti. Koridorun sonundaki kapının önüne geldiğinde duraksadı, üzerini düzeltti ve kapıyı sertçe çaldı. İçeri girdiğinde çalışma masasının önünde, her zamanki profesyonel duruşuyla dikildi. Gözleri masanın önündeki boş koltuklara kaydı, ardından Murat Bey'in koltuğuna baktı. Koltuk arkası dönük duruyordu. Murat Hoca'nın orada olduğunu düşünerek hafifçe boğazını temizledi: "Buyurun hocam, beni çağırmışsınız?" Koltuk yavaşça, gıcırdayarak öne doğru döndü. Ancak Miray'ın karşısında görmeyi beklediği babacan Başhekim yoktu. Onun yerine, pahalı takım elbisesi içinde oldukça genç, keskin hatlı ve fazlasıyla yakışıklı bir adam oturuyordu. Adamın yüzünde, zafer kazanmışçasına kibirli bir gülümseme yayıldı. Miray kaşlarını çatarak bir adım geri gitti. "Siz kimsiniz? Murat Hoca nerede?" Genç adam, sanki karşısındaki şaşkınlıktan keyif alıyormuş gibi arkasına yaslandı. Bakışları Miray'ı tepeden tırnağa süzdü. "Murat Hoca yok, ben varım," dedi sesi buz gibi bir özgüvenle. Ardından tek kaşını kaldırarak ekledi: "Abin Civan Mirhanoğlu. Sonunda tanıştık ha, kardeşim?" Miray olduğu yerde donup kaldı. Beyni bu cümleyi idrak etmekte zorlanıyor, hastanenin uğultusu kulaklarında kesiliyordu.

Detail lengkap
WpActionLinkPanduan Muatan