We've updated our Content Guidelines.
Review the latest guidelines to keep sharing stories safely.
TİTREK RUHUM
  • WpView
    Reads 63
  • WpVote
    Votes 4
  • WpPart
    Parts 2
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sun, Oct 28, 2018
WpInfo
Fiction
Romance
Bedenimin titrediğini ve ruhumu kaybettiğimi hissediyordum. Bedenime zincirlediğim ruhum bir aşk anahtarıyla koparılmak üzereydi. Yalnızlık ne kadar da zor bir his. Kaçsan kaçamıyorsun. Unutmak istesen unutamıyorsun. Henüz 6 yaşında ki küçük Ada'nın bedeni bu acıyı kaldırabilecek miydi? Peki ya Mine? Kardeşini bu hayvan herifin elinden kurtarabilecek miydi? Aşkını mı seçecekti yoksa kardeşini mi? Ağladığını duyabiliyorum. Kalbinin acıdığını hissedebiliyorum. Benimki de acıyor. Eğer sen,ben veya bir başkası çocuk istismarına dur demezse onların seslerini kimsecikler duyamaz. Gözyaşlarını kimsecikler silemez. Siz sokakta ayakkabı boyayan çocukların gerçekten bunu yapmak istediğini mi düşünüyorsunuz? Neden sıcacık evinde annesinin yaptığı mis gibi yemeklerin kokusuyla karnının guruldadığını hissetmek varken, boya kokusunda bir hayli aşağılık olan adamların ayakkabılarını temizlemek istesinler ki? Satırlarımın sizlere yeni bir bakış açısı getirmesi dileğiyle... İyi okumalar...
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • MOR SÜTYEN  (Yarı Texting)
  • KORKUT / bxb
  • Gecenin Ucunda |  Texting
  • ALİN | Gerçek Aile
  • Futbolcunun aşkı | TEXTİNG |
  • Mafyaymısmıs
  • YENGE | YARITEXTİNG
  • Sirayet|Texting
  • Göz Göze "40" Saniye | Texting

Bazı düşüşler yere çakılmakla değil, bir canavarın inine düşmekle son bulur." İz, hayatını viyolonselinin kalın tellerine ve siyah dantellerine saklayan, melankolik bir konservatuar öğrencisiydi. Tek istediği, notaların gürültüsüyle dünyayı susturmaktı. Pusat, hayatını kırdığı kemiklerin sesiyle kazanan, öfkesi bileğine takılan elektronik kelepçeyle eve hapsedilmiş bir yeraltı dövüşçüsüydü. Tek gerçeği, sınırları çizilmiş o dört duvardı. Biri yukarıda sanat yaratıyor, diğeri aşağıda vahşeti dizginlemeye çalışıyordu. Ta ki o geceye kadar. İz'in balkona astığı mor sütyen, rüzgarın ihanetiyle aşağı süzüldüğünde, sadece alt kata düşmedi. Pusat'ın yasaklı bölgesine, tam kucağına düştü. Pusat dışarı çıkamazdı. İz aşağı inmeye korkardı. Telefon titredi. Gönderen: Alt Kat Mesaj:"Eşyan kanlı ellerimin arasında. Ve biliyorsun viyolonselist, ben bu evden çıkamam. Eğer onu geri istiyorsan, benim kafesime girmek zorundasın." Sanat, şiddete teslim olduğunda notalar susar. Şimdi sahne sırası, kafesteki canavarda.

More details
WpActionLinkContent Guidelines