Qi: Ascension

Qi: Ascension

  • WpView
    Reads 22,217
  • WpVote
    Votes 2,557
  • WpPart
    Parts 42
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Fri, Feb 8, 2019
İnsanlık yaratılanlar arasında en düşük varlıktı. Hayatta kalmak için mağaralarda hatta yer altında yaşadılar. Diğer ırkların kölesi, zaman zaman besi hayvanları oldular. Ta ki Qi'yi keşfedene dek. Qi'nin keşfiyle kaderin esaret ve sürgün bağlarını koparan insan ırkı sayısız savaşın yolunda yükselişe geçti ve kendilerine müreffeh bir çağın kapılarını açtılar. Bu çağda Qi'nin bin bir çeşit kullanımını geliştirip bu yöntemlere "Yetiştirme Teknikleri" dediler. Yetiştirme tekniklerinin yardımıyla insanlık sınırlarını aşıp akla hayale sığmayacak güçlere ulaştılar. Öyle ki, ölümsüzlük sıradan bir hale gelmişti. İnsanlar dağları un ufak ettiler, ormanları kül edip okyanusları kuruttular. Büyük bir felaketle karşılaşana kadar yıkım hükmetti topraklara. Felaket dünyaya indikten sonra yeni bir çağın habercisi oldu, bu çağa hayatta kalanlar 'Kaos' adını verdi.
All Rights Reserved
#670
kardeşlik
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Katman :1451( Düzenleniyor) (+18)
  • Kanlı Lordun Gelini
  • KORDELYA
  • FIRTINA ZAMANI
  • KIZIL GECE
  • İçimdeki Canavar (TAMAMLANDI)
  • YASAK TOPRAKLARIN GELİNİ(canavarların şafağı) -Tamamlandı-
  •  Sonu Kötü Biten Yan Karakter Oldum!
  • The Villainess turns the Hourglass|•ÇEVİRİ {Tamamlandı}
  • Bir Cadının Bedeninde Uyandım

İlk Yayın Tarihi: 9 Şubat 2026 ​"Bir arkeolog olarak toprağın altında geçmişi ararken, bir gün o geçmişin tam ortasına düşeceğimi hiç hayal etmemiştim." ​Seray için hayat; kazı alanları, tozlu kitaplar ve tarihin sessiz tanıkları olan antik parçalardan ibaretti. Ancak İstanbul'un kalbinde açılan o gizemli çukur, onu sadece toprağın altına değil, tam beş yüz yıl öncesine, 1451 yılının kışına sürükledi. ​Avucunda yanan, sırrını çözemediği o mühürle; ne olduğunu anlamadığı bir çağın, entrikalarla dolu bir sarayın ve henüz 'Fatih' olmamış ama gözlerinden ateşler saçan bir sultanın kucağına düştü. ​Şimdi Seray için hayatta kalmak, o paslı dikişlerle dolu yarasından daha zordu. Bir yanda kendi zamanına dönme arzusu, diğer yanda II. Mehmed'in sarsılmaz korumacılığı ve omuzlarına binen cihanın yükü... ​Tarih kitaplarında okuduğu o büyük fethin eşiğinde, Seray sadece bir tanık mı olacaktı yoksa o meşhur tarih sayfalarını kendi elleriyle mi yeniden yazacaktı? ​"Ben buraya ait değildim ama onun gözlerine baktığımda, ilk kez kendimi evimdeymişim gibi hissediyordum." ​Zamanın durduğu, mühürlerin konuştuğu ve kalplerin savaştığı bir hikaye başlıyor.

More details
WpActionLinkContent Guidelines