Story cover for NAZENDE by sevilim
NAZENDE
  • WpView
    LECTURAS 1,078,402
  • WpVote
    Votos 1,909
  • WpPart
    Partes 1
  • WpView
    LECTURAS 1,078,402
  • WpVote
    Votos 1,909
  • WpPart
    Partes 1
Concluida, Has publicado nov 20, 2018
Contenido adulto
Mahalle aşkı nasıl olur? 


Gelin bi sorunun cevabına bu hikâyede bakalım. 

Kahramanlar Nazlı ve Yusuf. Adı gibi nazlı mı nazlı bir kız. Evin en küçüğü olmak biraz şımartılmak demektir zaten. Nazlı da isminin hakkını veren bir kızımız. 


Peki ya Yusuf?

İsminden midir bu efendiliği? Yoksa erken şartlarda omuzladığı yükten mi? Annesi ve kardeşinin sorumluluğu üstünde olunca babadan kalma kahveyi işletmeye başlar.

Aynı mahallenin çocukları onlar. Anneleri ahiretlik birbirlerine. Gelin bakalım onların hikayesine aşk nasıl sonuçlanacak...😊
Todos los derechos reservados
Tabla de contenidos

1 parte

Regístrate para añadir NAZENDE a tu biblioteca y recibir actualizaciones
O
Pautas de Contenido
Quizás también te guste
KEHKEŞAN  de beytikzer
16 partes Continúa
"Biraz daha kalsan?" Kalırdı Mahruze. Zaten anneciği de onun annesiyle sohbete dalmıştı. Kahveler içilmiş, sonra da ters çevrilmişti. Anneciği pek iyi bakardı kahve falına. Mahruze'ye de bakardı. Sonra hoşuna gitmemiş gibi, 'Al yıka şunu, içine de hiç bakma!' diye uyarırdı. Mahruze inanmazdı ama işte insanoğlu, bir telvede kader arardı. O da karmakarışık şekilleri gördüğünde epeyce anlam çıkarmaya çalışır ama bir türlü çıkaramayınca da yakalanırdı annesine. Gülerdi annesi ama yarımca. 'Merak etme,' derdi. 'Senin bahtında güzellik var. Var da sen ciğersizin birine tutulacağın için,' deyip elini sallardı. Hakikati söylemişti annesi. Ciğersiz değilse de kahpeydi gözleri. Bir baktığına bir daha bakmazdı, istemezdi işte. Çekindi Mahruze, gözlerini indirdi. Oysa gözleri tüm ışıkları içine almış gibi parlarken indirmesin istedi oğlan. Şöyle doya doya baksa, o gözlerden ufacık öpse... Bir deli cesaretti vurdu göğsünü, tuttu kızın çenesinden, kaldırdı başını gözleri değsin diye gözlerine. Ahmet zaten olur olmadık yeminler ettiğinden bir kıymeti olur mu bilmezdi. Taştı içinde taşıyamadığı sözler. "Gözlerin ne güzel!" Yaklaştı biraz kuş gibi titreyen kıza. "Şu dünyayı içine almış, sığdırmış gibi..." Az kalsın yıkılıyordu Mahruze. Daha evvelinden böyle sözler işitmediğinden ne diyeceğini de bilemedi. Az sonra Ahmet iyice sokulup kızın gözlerinin üzerine derin bir öpücük bırakınca ister istemez tutundu ona. Ahmet bir kere fırsatı bulmuştu ya gözlerden şakaklarına, yanağına ve en son kor gibi görünen dudaklarına bastırdı dudaklarını. Mahruze yitip gidecekti besbelli. Fakat derinlerde bir yerlerde babasının sesini duyunca toparlandı. Oysa, 'Ulan!' demeliydi Ahmet'e. 'Daha geçen günlerde 10'lardan afili Esma ile sen?' Diyemedi ama... Diyecek gibi de değildi hiç. Kaçtı durdu Ahmet'ten. Ahmet'e de sevda oluverdi bu
Quizás también te guste
Slide 1 of 10
KEHKEŞAN  cover
🥀MÜREKKEBİMİN SESİ🥀(Tamamlandı) cover
Karaca ve Barış (Tutku ve Tehlike Serisi-2) cover
Kara Yazım (Tüm bölümleriyle tekrar yayında) cover
Bana Sevmeyi Öğret cover
Derin Acı (Kitap Oldu)!!! cover
SİYAHIN ACI TONU|Tamamlandı. cover
My Baby|GAY cover
Hazan Yaprakları cover
MALKOÇOĞLU cover

KEHKEŞAN

16 partes Continúa

"Biraz daha kalsan?" Kalırdı Mahruze. Zaten anneciği de onun annesiyle sohbete dalmıştı. Kahveler içilmiş, sonra da ters çevrilmişti. Anneciği pek iyi bakardı kahve falına. Mahruze'ye de bakardı. Sonra hoşuna gitmemiş gibi, 'Al yıka şunu, içine de hiç bakma!' diye uyarırdı. Mahruze inanmazdı ama işte insanoğlu, bir telvede kader arardı. O da karmakarışık şekilleri gördüğünde epeyce anlam çıkarmaya çalışır ama bir türlü çıkaramayınca da yakalanırdı annesine. Gülerdi annesi ama yarımca. 'Merak etme,' derdi. 'Senin bahtında güzellik var. Var da sen ciğersizin birine tutulacağın için,' deyip elini sallardı. Hakikati söylemişti annesi. Ciğersiz değilse de kahpeydi gözleri. Bir baktığına bir daha bakmazdı, istemezdi işte. Çekindi Mahruze, gözlerini indirdi. Oysa gözleri tüm ışıkları içine almış gibi parlarken indirmesin istedi oğlan. Şöyle doya doya baksa, o gözlerden ufacık öpse... Bir deli cesaretti vurdu göğsünü, tuttu kızın çenesinden, kaldırdı başını gözleri değsin diye gözlerine. Ahmet zaten olur olmadık yeminler ettiğinden bir kıymeti olur mu bilmezdi. Taştı içinde taşıyamadığı sözler. "Gözlerin ne güzel!" Yaklaştı biraz kuş gibi titreyen kıza. "Şu dünyayı içine almış, sığdırmış gibi..." Az kalsın yıkılıyordu Mahruze. Daha evvelinden böyle sözler işitmediğinden ne diyeceğini de bilemedi. Az sonra Ahmet iyice sokulup kızın gözlerinin üzerine derin bir öpücük bırakınca ister istemez tutundu ona. Ahmet bir kere fırsatı bulmuştu ya gözlerden şakaklarına, yanağına ve en son kor gibi görünen dudaklarına bastırdı dudaklarını. Mahruze yitip gidecekti besbelli. Fakat derinlerde bir yerlerde babasının sesini duyunca toparlandı. Oysa, 'Ulan!' demeliydi Ahmet'e. 'Daha geçen günlerde 10'lardan afili Esma ile sen?' Diyemedi ama... Diyecek gibi de değildi hiç. Kaçtı durdu Ahmet'ten. Ahmet'e de sevda oluverdi bu