Adaletin Direği

Adaletin Direği

  • WpView
    LECTURAS 206
  • WpVote
    Votos 46
  • WpPart
    Partes 11
WpMetadataReadContenido adultoConcluida mié, dic 26, 2018
Hayat... Basit bir kelime ne kadar farklı olabilir ki?İnsandan insana telaffuzu bile neden farklıdır? Kimi bu kelimeyi söylerken bir tebessüm eder mutluymuş gibi, kimileri de ifadesiz bir şekilde söyler sanki anlamı kalmamış gibi. İnsanız bir yerde yaşıyoruz. Kimileri arkamızdan kuyu kazar dost görünse de kimileri de dostundan daha mert düşmanlık etmekte. Hiçbirinin amacını bilemezsiniz. Yakın görünen ne zaman uzak olmuştur? Uzak görünen ne zaman yakın olmuştur? Tüm suç hayatın mı yoksa onu böyle mahveden insanlar mı? Kötü olan hayat mı yoksa onu kötü yapan içimizdeki şeytan mı? Karşıma çıkan sorunları hayat mı verdi? Yoksa hayatımdaki ikiyüzlüler mi? Hala cevabını bilemediğim sorularla boğuşuyorum. O kadar derindeyim ki kendimi tanıyamıyorum. Ne mi biliyorum, bildiğim tek şey hayat denilen bu derin kuyu misali savaşın başladığı. Ben kim miyim? Ben Area.
Todos los derechos reservados
Únete a la comunidad narrativa más grandeObtén recomendaciones personalizadas de historias, guarda tus favoritas en tu biblioteca, y comenta y vota para hacer crecer tu comunidad.
Illustration

Quizás también te guste

  • SİYAHIN BEYAZI
  •  ABİLERİM Mİ?
  • Aile Sırları
  • Derin(Gerçek ailem)❆
  • come back to me
  • DELİ YÜZBAŞI (+21)
  • Kurbanlık Öküz
  • Cemre Karadeniz'e Düşerse/GERÇEK AILEM
  • ISSIZ ADA (+18)
  • KURTBEY

Miray Aras, hastanenin yoğun kokusu ve telaşlı kalabalığı arasında, beyaz önlüğünün eteklerini uçuşturarak odasına doğru ilerliyordu. Uzun bir nöbetin yorgunluğu omuzlarına binmişti ki, genç bir hemşire nefes nefese yanına yaklaştı. "Miray Hocam, Başhekim Murat Hoca sizi odasında bekliyor. Önemli olduğunu söyledi," dedi hemşire. Miray, yorgunluğunu bir kenara itip rotasını başhekimliğe çevirdi. Murat Bey disiplinli bir adamdı; eğer çağırıyorsa bu ya yeni bir vaka ya da ciddi bir durum demekti. Koridorun sonundaki kapının önüne geldiğinde duraksadı, üzerini düzeltti ve kapıyı sertçe çaldı. İçeri girdiğinde çalışma masasının önünde, her zamanki profesyonel duruşuyla dikildi. Gözleri masanın önündeki boş koltuklara kaydı, ardından Murat Bey'in koltuğuna baktı. Koltuk arkası dönük duruyordu. Murat Hoca'nın orada olduğunu düşünerek hafifçe boğazını temizledi: "Buyurun hocam, beni çağırmışsınız?" Koltuk yavaşça, gıcırdayarak öne doğru döndü. Ancak Miray'ın karşısında görmeyi beklediği babacan Başhekim yoktu. Onun yerine, pahalı takım elbisesi içinde oldukça genç, keskin hatlı ve fazlasıyla yakışıklı bir adam oturuyordu. Adamın yüzünde, zafer kazanmışçasına kibirli bir gülümseme yayıldı. Miray kaşlarını çatarak bir adım geri gitti. "Siz kimsiniz? Murat Hoca nerede?" Genç adam, sanki karşısındaki şaşkınlıktan keyif alıyormuş gibi arkasına yaslandı. Bakışları Miray'ı tepeden tırnağa süzdü. "Murat Hoca yok, ben varım," dedi sesi buz gibi bir özgüvenle. Ardından tek kaşını kaldırarak ekledi: "Abin Civan Mirhanoğlu. Sonunda tanıştık ha, kardeşim?" Miray olduğu yerde donup kaldı. Beyni bu cümleyi idrak etmekte zorlanıyor, hastanenin uğultusu kulaklarında kesiliyordu.

Más detalles
WpActionLinkPautas de Contenido