Gücümü Hafifseme

Gücümü Hafifseme

  • WpView
    Reads 47
  • WpVote
    Votes 6
  • WpPart
    Parts 1
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sat, Dec 15, 2018
"Bana kızgın mısın sen?" diye yanına oturdum Kaya Jon'un.Aldığım cevaba bak.Daha doğrusu cevap yok. Niyetse ikimizde birbirimize bakmıyorduk,kimse kusura bakmasın,ben konuştuğum kişiyle göz teması kurarım. Keşke bakmasaydım dediğim doğrudur çünkü içimi buruk hissettim.Ağlamıştı ve gözleri kıpkırmızıydı. "Sana kızgın falan değilim.Olmam da."Başta ne diyeceğimi bilemedim.Sonra gerizekalı ben olarak "Neden olmazsın bence olabilirsin.Hatta şuan sinirlisin.Ben malımı iyi tanırım.O anlamda demedim.Yani-şey.Ya anladın sen beni."diye saçmadım.Gülümsedi.Gülümsedim.Onun gülümsemesi hafiften buruk gibiydi ama olsun,gülümsedi.Hakket bazen düşünüyorum da salaklığımın işe yaradığı yerler de oluyormuş. Kitap kapağı uygulamada normal gözüküyor ama galeride ve burda bulanık.İsterseniz başka ama konuyu çok iyi anlatmayan kapak var onu kullanayım.İlk bölümün yorumlarına belirtirseniz sevinirim. Başlama tarihi 15/12/18
All Rights Reserved
#482
bela
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Katman :1451( Düzenleniyor) (+18)
  • YASAK TOPRAKLARIN GELİNİ +18-Tamamlandı-
  • İçimdeki Canavar (TAMAMLANDI)
  • KIZIL GECE
  •  Sonu Kötü Biten Yan Karakter Oldum!
  • FIRTINA ZAMANI
  • KORDELYA
  • Bir Cadının Bedeninde Uyandım
  • Kanlı Lordun Gelini
  • The Villainess turns the Hourglass|•ÇEVİRİ {Tamamlandı}

İlk Yayın Tarihi: 9 Şubat 2026 ​"Bir arkeolog olarak toprağın altında geçmişi ararken, bir gün o geçmişin tam ortasına düşeceğimi hiç hayal etmemiştim." ​Seray için hayat; kazı alanları, tozlu kitaplar ve tarihin sessiz tanıkları olan antik parçalardan ibaretti. Ancak İstanbul'un kalbinde açılan o gizemli çukur, onu sadece toprağın altına değil, tam beş yüz yıl öncesine, 1451 yılının kışına sürükledi. ​Avucunda yanan, sırrını çözemediği o mühürle; ne olduğunu anlamadığı bir çağın, entrikalarla dolu bir sarayın ve henüz 'Fatih' olmamış ama gözlerinden ateşler saçan bir sultanın kucağına düştü. ​Şimdi Seray için hayatta kalmak, o paslı dikişlerle dolu yarasından daha zordu. Bir yanda kendi zamanına dönme arzusu, diğer yanda II. Mehmed'in sarsılmaz korumacılığı ve omuzlarına binen cihanın yükü... ​Tarih kitaplarında okuduğu o büyük fethin eşiğinde, Seray sadece bir tanık mı olacaktı yoksa o meşhur tarih sayfalarını kendi elleriyle mi yeniden yazacaktı? ​"Ben buraya ait değildim ama onun gözlerine baktığımda, ilk kez kendimi evimdeymişim gibi hissediyordum." ​Zamanın durduğu, mühürlerin konuştuğu ve kalplerin savaştığı bir hikaye başlıyor.

More details
WpActionLinkContent Guidelines