Sevmeyi bilmeyen bir adam..
Kalbi ve mantığı arasında kalmış bir kadın..
Tutku ve arzudan doğan bir aşk.
Adam karanlık ve duygusuz.
Kadın bir çiçek bahçesi, aydınlık ve içten.
Ben sıradan bir hayat yaşayan kadındım.
Ta ki nefret dolu bir adamla karşılaşana kadar. Beni düşmanının evine gönderirken, çok başka düşünceleri vardı.
Beni karanlık bir oyunun içine itti.
Her şey bir oyundan ibaretken, tehlikeli çekiciliğin beni alt edeceğini düşünmemiştim.
Şehvet, arzu ve tutkunun en uç noktalarını bana yaşatan bu adam; aynı zamanda kötülüğün kalbiydi.
Ben bir canavarım.
Karanlık ve ruhsuz bedenimde aşka yer yoktu.
Ta ki o kendini bilmez kadın hayatıma burnunu sokana kadar.
Güzelliği, çekiciliği, zarafeti.. kusursuzdu.
Aydınlığı, karanlığımda bir çatlak oluşturdu.
Ona güvenememem gerektiğini biliyordum. Hislerimde hiç bir zaman yanılmadım. O da beni yanıltmadı.
"Tanrım, karanlık arzularımı besleyen bu kadını koru. Benden bile.."
Harun kapı önünde dikilmiş anasına bağırırken göz göze geldiler lafı yarıda kalmıştı.
Sesi kısıldı ve yavaş tonda konuştu Neşeye
- Müsade edin ben bi kaç eşyamı alıp çıkayım.
Neşe de sessiz ve sakin ses tonuyla konuştu.
- Harun... İçeri gel..
Neşe Kolundan tuttuğu Harunu odaya aldı. Harun afallamıştı, anlamadı önce . İlk kez bir kadınla bu kadar yakındı.
Silkelenip kendine geldiğinde Kapıyı kapamaya çalışan Neşeyi tuttu ve tekrar zorladı.
Neşe bu sefer itti Harunu ve kilitledi kapıyı. Anahtarı da göğüs çatalına soktu.
- tövbe estağfirullah ne edersin hatun.
-Al da çık hadi istiyorsan...
Dedi göğsünün arasındaki anahtarı gösterip
- Utanmaz mısın sen ?!!
- Peki ya sen ? Üç yaşında falan misin?
- ne alaka?
-Neden kaçıyorsun seni yememden mi korkarsın ?