"O gün hayatım değişti, kumsaldaki o güneşli ve hiç olmadığı kadar sıcak sabah. O gün yeni birisiyle tanıştım, o gün hayatımın en büyük kaybını yaşadım. O gün... Aşık oldum."
"Eğer o ilk karşılaştığımız gün beni hırsız zannetmeseydi, belki de hiç tanışamayacaktık. Hiç dostum olmayacaktı, ışığını kaybetmiş hayatıma yeniden umut girmeyecekti. Vatanımı kurtarmak için ne yapmam gerektiğini bilmeyecektim."
"Gözlerinden okuyabiliyorum... O May'i seviyor. May de onu. Bunu ilk o gün fark etmiştim, tanıştığımız gün. İyi ki aralarındayım, iyi ki yanımdalar."
"İyi ki onun hocasıyım, onunla gurur duyuyorum. O gün ve sonrasında bir süre anlaşamasak da, aramızda sürekli sorun da çıksa, bu ekibin bir parçası olduğum için mutluyum!"
"Onların bana güvendiğini biliyorum, bu güveni boşa çıkarmayacağım."
We Will Meet Again...
İlginç ve fantastik.. Macera, aşk, komedi... Her şey var! Tavsiyem, okumaya başlayın :)
Meşe gayet sıradan bir hayata sahipti. Ta ki kendini entrikalarla dolu okuduğu bir romanda bulana dek...
Tabi ki hikayenin asıl kahramanı, güzeller güzeli Ashley olmamıştı. Bu fazla iyimser olurdu sanırım. O elbette romanın kötü ve imparatora aşırı derecede takıntılı karakteri leydi Efran'dan başkası değildi.
Ah, tahmin edersiniz ki kendisi ölüme mahkumdu. Tabi ki ölümü aşık olduğu imparatorun elinden olacaktı. O celladına aşık olmuştu.
Ama her şeyi kaybetmiş değildi.
Elinde okuduğu roman sayesinde paha biçilmez bilgilerle bu dünyaya düşen Meşe, celladıyla düşman olmak yerine iyi biri rolüne bürünmeye karar vermişti bile ama asla tahmin edemeyeceği duygular kapısını çaldığında bu kararlı duruşu nereye varacaktı, orası tartışılırdı.
O halde webtoon tadındaki bu hikayeye hoşgeldin!
"Söylesene. Bu yeni taktiğin mi?"diye sordu karşıya bakarken.
Kaşlarımı çatarak baktım. "Neden bahsediyorsunuz majesteleri."
Vücudunu bana döndürdü ve "Böyle umursamaz olman ve güçlü durmaya çalışman. Beni etkilemek için yeni bir taktiğin mi?"diye bitirdi cümlesini.
Ona şaşkınlıkla baktım. Bu adam su egosundan ne zaman vazgeçecekti?
"Size defalarca söyle-..."diye uzun bir nutuk çekmeye başlayacaktım ki belime konan elle konuşamadım. Prens belime koyduğu eliyle beni yavaşça kendine yaklaştırdı. Kendisi de iyice bana sokulurken yüzüme doğru fısıldadı.
"Eğer öyleyse..." Sustu. Bir süre gözlerimin içine baktı ve devam etti. "Eğer öyleyse kesinlikle işe yarıyor."
Söylediği kelimelerle kalbim yine aynı şeyi yaptı. Hiç olmaması gereken biri için hızla çarpmaya başladı.