-TAMAMLANDI-
Aslında namussuz damgası yemem herkes açısından daha kolaydı. Ailemin isteği dışında bir erkekle ilişkiye girmiş olmam, hatta gayri meşru bir çocuğumun olması, evliyken başka bir adama kaçmam veya kötü yola düşmem tecavüz mağduru olmamdan daha iyiydi.
Tecavüz mağduru namus cinayetine kurban gitmezdi. Mağdur, tecavüzcü canilerin elinden sağ kurtulmuşsa eğer bir ömür ötekileştirilip, yıllarca acınacak bir yükten ötesi olmayacaktı. Tecavüz mağduru intihar ederdi, maktul olmazdı.
Bu yüzden Semih'i ayartmış olmam istismara uğramamdan daha iyi bir seçenekti. Böylelikle babam beni öldürüp bir kenara atabilirdi mesela. Böylesine kan dondurucu bir hadiseden rahatlıkla bahsediyor olmam benim hatam olmamalı; çünkü bu topraklarda kadın bedeni başlı başına namus kavramına eş değerken, kadın zina yaptığı takdirde bu tür cinayetleri meşrulaştırmak çok olağandı.
Bir "mağdur" olduğum için aslında tam olarak toplumdan istedikleri gibi kolayca
dışlanamıyor, görmezden gelinemiyordum. Oysa gayrimeşru çocuğum ve ben, toplumdan dışlanabilir, yok sayılabilirdik. Hatta başka ahlaksızlıklar yapmış, çok kimselere büyük zararlar vermiş biri bile olsam, bu, tecavüz mağduru olmamdan daha kolaydı.
Defne üç sene önce geçirdiği trafik kazasında ailesiyle beraber hafızasını da kaybetmişti. Henüz on dokuz yaşındayken anılarından yoksun bir şekilde hastane odasında araladı gözlerini. Aradan geçen zamanda hatırlayabildiği tek şey anne, babasının silik yüzleri, kardeşi ve karmakarışık hatıralar olmuştu.
Geride kalan başka biri var mıydı?
Bir sevgili... Canından çok sevdiği ama zihninde en ufak yer edinmeyen sevgili...
Genç kız, Arslan'la yaptığı evlilik sayesinde her şeyi sil baştan yaşamaya başladı.
Peki ya bir yerlerde hatırlanmayan bir sevgili varsa?
~~~~~~~~~~~~~~~~~
Her hakkı saklıdır.
İlk yayım tarihi 09.08.2015
#17 Romantizm (03.03.2016)