...
"Gece çöküyor, felaketim kapımda uyukluyor. Duyuyor musun Gece?" Turuncu bulutlara çevirdi yüzünü. "Şafak beni çağırıyor."
Bu sefer gözlerimi ondan çekmedim. Göğsümdeki öfke yanıyordu ve o yangının harlanması için elinden gelen her şeyi yapıyordu. Tüm gücümle "ben sana ne yaptım," diye bağırdım. Ellerim şakaklarıma giderken delirecekmiş gibi hissediyordum. "Ben hiçbir şey yapmadım sana."
Öfkeli sesimi umursamadan bana bakıp gülümsedi. "Gece çöküyor, aydınlık damarlarımı öpüyor. Şafak bittiğimi söylüyor."
Elleri kahverengi ipin iki tarafına da tutunduğunda "dur," dedim.
Duraksamadı.
Ellerinin değdiği ölüm siyah saçlara sürtündü. En son boynuna oturdu. Gözlerim yanıyordu, çöküyordu. Gece çöküyordu. Kafamı yana yatırdım. Yalvarırım dur. Ona yalvarmamı istiyorsa yapabilirdim. Elimi ona doğru uzattım. Çaresizce, "Gece yeniden doğmak için soluklanıyor, aydınlık damarlarıma sızıyor. Şafak seni yanında istemiyor" diye fısıldadım. Beni duyuyordu. Gülümsemesi yüzünde asılı kalırken boynunda asılı olduğu iple kafasını yana yatırdı. Bana acıyormuş gibi bakıyordu. Acıyor muydu?
Gözlerimizi ayırıp yüzünü göğe çevirdi. Karanlık boşluğa adım atmadan önceki zehirli fısıltısı beynimi gezmiş, yüreğime sızmıştı ve zihnimin duvarları üstüme yıkılmıştı. "Gece çöktü, kapı kırıldı ve darağacına küçük bir kadının bedeni asıldı..."
Hedefleri için gözünü karartmı ş olan Alin, bir yıl daha sınava çalışma kararı alır. Her şeyi bir kenara bırakmış, yalnızca derslerine odaklanmışken, kütüphanede tanıştığı bir adamla sınırlarını koruyacak mı yoksa yıkacak mıydı?
•
Arkamı döndüm ve apartmanın girişine doğru ilerledim. Kapıyı açmak için bir hamle yapacakken sesini duydum. "Alin!"
Omzumun üzerinde ona baktım. Dudaklarındaki o güzel kıvrılma görülmeye değerdi. "Sevgilim veya bir flörtüm olursa, bu yalnızca sen olursun."