GÜN AH

GÜN AH

  • WpView
    LECTURAS 283
  • WpVote
    Votos 0
  • WpPart
    Partes 3
WpMetadataReadContinúa
WpMetadataNoticeÚltima publicación sáb, ene 26, 2019
Okuyucular, kitabın sayfaları arasında, kendi yaşantılarından kesitler bulacaklar, diye düşünüyorum. 70 li yıllara ait, teknoloji ve düşünce sistematiği ile yaşayan, toplumun bireyleri üzerinde aşk, cinsellik, kıskançlık; zenginlik, para ve fakirlik gibi kavramların etkilerini aramaya çalıştım. Bu arayış, zamanımızın gençliğini pek ilgilendirmeyecektir. Ama günümüzün aşk anlayışı ile o zamanın kara sevda anlayışı arasında, mukayese yapma fırsatı tanıyacaktır. Mukayese, sadece aşk üzerinden değil de tüm kavramlar için de geçerli olacaktır. Günümüzde, neden beni aramıyorsun? veya neden bana mesaj atmıyorsun? diye birbirlerine trip atan (trip atmanın hala ne anlamda kullanıldığını anlamış değilim.)gençler, geçmiş zamanın kara sevdalarında, birbirlerine trip atarak değil de nasıl naz yaptıklarını görecekler. Bu konulara dair bol bol yorumlarınızı ve önerilerinizi bekliyorum. Lütfen esirgemeyin. VELİ KORKMAZ 12 Ocak 2019
Todos los derechos reservados
#378
kadın
WpChevronRight
Únete a la comunidad narrativa más grandeObtén recomendaciones personalizadas de historias, guarda tus favoritas en tu biblioteca, y comenta y vota para hacer crecer tu comunidad.
Illustration

Quizás también te guste

  • Laura Gercek ailem (Karanlik aşk)
  • HEKİMOĞLU | Köy - Zoraki Evlilik
  • ULAŞAMIYORUM/TEXTİNG
  • AŞİRET Mİ!? -Gerçek Ailem-
  • Halısaha |texting
  • FERAYE | NEFRETTEN AŞKA
  • Vatan Uğruna
  • Karven
  • Sessiz Yemin

Laura Gercak ailem (Karanlik aşk) kitabinda hem Gercek ailme konulu sonlara dogru ise mafya kocamiz da gelecek buna göre okuyun. Kesit. Hiç durmadan koşuyordum. Ciğerlerim yırtılırcasına yanıyor, göğüs kafesime iğneler batıyordu. Ağaçların silueti, tepemdeki ay ışığı altında bir hayalet ordusu gibi uzayıp gidiyordu. Ara ara omuzumun üzerinden arkama bakıyor, peşimden gelip gelmediğini kontrol ediyordum. Bu sefer... bu sefer beni gerçekten öldürürlerdi. ​Kimden kaçtığımı merak ediyorsanız, babadan kaçıyordum. ​Ben Laura Yel, 16 yaşındayım. "Baba" dediğim kişi, Mithat Yel. Maalesef ona gönül rahatlığıyla babam diyemiyorum, çünkü o bana hiç öyle davranmadı. O, beni suskunluğa mahkûm etti. ​Keşke her şey sadece suskunlukla bitseydi. Bin bir türlü işkence, rutubetli karanlık odalar ve... en önemlisi sol bileğimin hemen yukarısındaki büyük yara. O yara, içimdeki küçük ışığı tamamen söndüren, acı bir hatıraydı. Onu, daha on yaşımdayken duvara bir güneş resmi çizdiğim için yapmıştı. Masum bir çizim için beni sandalyeye bağlayıp, o yarayı bileğime kazımıştı. Yarağın nasıl bir şey olduğunu, neyi temsil ettiğini daha sonra detaylı bir şekilde anlatırım. ​O yaradan sonra ne olursa olsun tek kelime etmedim. İşkencelerinde çığlık atmadım, yalvarmadım. Daha küçük yaşta büyümek, sessiz ve dayanıklı olmak zorunda kaldım. ​Evden dışarıya çıktığım günleri toplasam bir ayı geçmez. "Peki nasıl okula gidiyorsun?" diye sorabilirsiniz. Mithat Yel çok zengin biriydi ve öğretmenleri buraya, bu dağ başındaki malikaneye getiriyordu. Doğduğumdan beri bu ıssız, gözlerden uzak yerde yaşıyordum. Bu altın kafesten kurtulmak için 15 yaşımdan bu yana tam üç kez kaçmaya çalıştım. Ve her yakaladığında, karşılığını misliyle, hatta fazlasıyla verdi. ​Ama bu dördüncü denememdi. Ve bu sefer, geri dönm

Más detalles
WpActionLinkPautas de Contenido