Zifiri Cennet

Zifiri Cennet

  • WpView
    Reads 5,735
  • WpVote
    Votes 1,144
  • WpPart
    Parts 26
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Mon, Mar 16, 2020
Onunlayken tuttuğum nefeslerin haddi hesabı yoktu. Nefeslerimin hepsi bir olmuş benim katilim gibiydiler. O nefes, beni yakıp kül ediyordu. Güven sorunlarıyla boğuşan bir insan ne zaman anlardı birine koşulsuz şartsız güvenebileceğini? Sosyal fobisi olan kendisini her seferinde kusurlu sayan bir kız ne zaman anlardı birine inanabileceğini? O kusurlu, hastalıklı, cesaretsiz.. ailesinin gururunu sarsacak tüm kötü özelliklere sahip bir kızdı. Ailesinin onurunu kırdığı düşünülüp dışarı attıkları, her gece acılarana sarılarak uyuyan gözleri yaşlı küçük kızdı. Hala büyüyememişti. Hala aile kelimesini duyduğunda geçmişinden kurtulamayan gözleri şişmiş kızdı. Sonra bir gece o geldi. Z.A. harfleriyle kızın hayatına girdi, belki de hiç çıkmamak üzere. Kendini Zifiri Adam yaptı. Küçük kızı büyüttü, Kahküllü Kıza çevirdi. Ve cümlelerini zihnine yavaşça fısıldadı; "Ben Zifiri Adam'ım. Kahküllü Kız'ın Zifiri Adam'ı."
All Rights Reserved
#22
elvin
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • AZE
  • SİCİLYA MATRİSİ | Yarı Texting
  • KARA HARP Mİ? (YARI TEXTİNG)
  • ASENA
  • Karadeniz'in Kızı (Gerçek Ailem)
  • NEVBAHAR (Düzenlenecek)
  • Gözler Aynı Sen
  • RUH-U REVAN
  • Doktor Neyi İtiraf Edecek Hemşire Hanım?| Yarı Text
AZE

PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.

More details
WpActionLinkContent Guidelines