ATALANTA

ATALANTA

  • WpView
    Reads 46
  • WpVote
    Votes 7
  • WpPart
    Parts 5
WpMetadataReadMatureOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sun, Jun 16, 2019
Kesit: Arkama bakmadan koşuyordum. Bu ... Bunlar gerçek olamazdı değilmi ölmüş olmalıydı. O çoçuğu öldürmüştüm. Ben giderken ölmek üzereydi yaşıyor olabileceğini tahmim etmemiştim bu zamana kadar. Beni nasıl bulmuşlardı ki taşınalı daha bir hafta olmuştu."lanet olsun. eğer hemen durmassan ateş edeceğim." Evet lanet olsun. şimdi ne bok yiyecektim. Adımlarımı durdurmuştum. Arkamı dönmeden bekliyordum. Asla böyle bir hata yapmamıştım bu zamana kadar kimsenin benim bir katil olabileceğime ihtimal vermeyeceğini düşünmüştüm hep. Ama pes edemezdim. Bu sekilde ölmeyecektim beni bu hale getirenlerden intikamımı almadan ölemezdim. Kafamı soluma cevirdim. Uzun dar bir yol vardı. Yan dönerek çocuğa bakmıştım silahını indirmişti. Soluklanıyordu. Doğrularak bana doğru yürüyordu. Aynı zaman da zafer kazandığını düşünerek gülüyordu da. Ters köşe yapacaktım. Silahını indirmesini fırsat bilerek uzun dar yola girdim koşarak.bu kadar kolay teslim olmayacaktım.
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • SİYAHIN BEYAZI
  • Cemre Karadeniz'e Düşerse/GERÇEK AILEM
  • KURTBEY
  • DELİ YÜZBAŞI (+21)
  • Aile Sırları
  • ISSIZ ADA (+18)
  • Gerçek Ailem~ Eliz
  • LARA'M (+21)
  •  ABİLERİM Mİ?
  • HER KİMSEN

Mihra Aras, hastanenin yoğun kokusu ve telaşlı kalabalığı arasında, beyaz önlüğünün eteklerini uçuşturarak odasına doğru ilerliyordu. Uzun bir nöbetin yorgunluğu omuzlarına binmişti ki, genç bir hemşire nefes nefese yanına yaklaştı. "Mihra Hocam, Başhekim Murat Hoca sizi odasında bekliyor. Önemli olduğunu söyledi," dedi hemşire. Mihra, yorgunluğunu bir kenara itip rotasını başhekimliğe çevirdi. Murat Bey disiplinli bir adamdı; eğer çağırıyorsa bu ya yeni bir vaka ya da ciddi bir durum demekti. Koridorun sonundaki kapının önüne geldiğinde duraksadı, üzerini düzeltti ve kapıyı sertçe çaldı. İçeri girdiğinde çalışma masasının önünde, her zamanki profesyonel duruşuyla dikildi. Gözleri masanın önündeki boş koltuklara kaydı, ardından Murat Bey'in koltuğuna baktı. Koltuk arkası dönük duruyordu. Murat Hoca'nın orada olduğunu düşünerek hafifçe boğazını temizledi: "Buyurun hocam, beni çağırmışsınız?" Koltuk yavaşça, gıcırdayarak öne doğru döndü. Ancak Mihra'nın karşısında görmeyi beklediği babacan Başhekim yoktu. Onun yerine, pahalı takım elbisesi içinde oldukça genç, keskin hatlı ve fazlasıyla yakışıklı bir adam oturuyordu. Adamın yüzünde, zafer kazanmışçasına kibirli bir gülümseme yayıldı. Mihra kaşlarını çatarak bir adım geri gitti. "Siz kimsiniz? Murat Hoca nerede?" Genç adam, sanki karşısındaki şaşkınlıktan keyif alıyormuş gibi arkasına yaslandı. Bakışları Mihra'yı tepeden tırnağa süzdü. "Murat Hoca yok, ben varım," dedi sesi buz gibi bir özgüvenle. Ardından tek kaşını kaldırarak ekledi: "Abin Civan Mirhanoğlu. Sonunda tanıştık ha, kardeşim?" Mihra olduğu yerde donup kaldı. Beyni bu cümleyi idrak etmekte zorlanıyor, hastanenin uğultusu kulaklarında kesiliyordu.

More details
WpActionLinkContent Guidelines