Düzen
  • WpView
    Reads 139
  • WpVote
    Votes 0
  • WpPart
    Parts 11
WpMetadataReadMatureOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sun, Aug 18, 2019
"Koştum... Hiç durmadan öylesine hızlı koştum ki, zamanı, rüzgârın soğuktan kızarmış yanaklarıma başparmağını dokundurup geçmesi kadar hafif ve yavaş hissediyordum. Ayaklarım beni buraya öyle hızlı sürüklemiş ve öyle hızlı durdurmuştu ki, daha ne olduğunu bile anlayamamıştım. Gözlerim aşağıya bakmak istemiyordu, öyle yüksek bir yerdeydim ki! Derin soluklar alıp veriyordum, yanaklarım ısınıyor ve rüzgârın etkisiyle yanıyordu. Ciğerlerime çektiğim bu hava, sahiden yanaklarımı böylesine yakan ile aynı mıydı? Ellerim benden habersiz iki yana açılmış, artık taşımakta zorlandığım bu bedeni dengeye getirebilmek için umarsızca çaba sarf ediyordu. 'İşte buradasın. Yıllardır hep aynı yerde, aynı şekilde, "yine", buradasın. Biliyorsun değil mi?' Yatıştırıcı bu ses, hiçbir kadının veya hiçbir erkeğin sesine benzemiyordu. Hiçbir şeye benzemiyordu, ayırt edemiyordum. Yanımda her seferinde duran bu beden, hiçbir zaman bana bakmıyor ve hiçbir şekilde bana temas etmiyordu. Bana her seferinde aynı soruyu soruyor, bir cevap bekliyordu. Biliyorsun değil mi diye soruyordu ancak ben anlayamıyordum. Neyi bildiğimi veya neyi bilmem gerektiğini hiç bilmiyordum. Defalarca bu rüyadan bir şeyler çıkarmaya, en ufak bir ipucunun bile bana yeteceğini düşünmeye çalışıyordum. Neden koştuğumu, neden o sesin hep yanımda durduğunu ve birbirimizi hiçbir zaman görmediğimizi, neden bu soruyu sorup durduğunu bilmiyor ve öylesine merak ediyordum ki... Yıllardır rüyalarınızda yanınızda birinin size bir şeyler sorduğunu düşünün... Bir şeyler oluyor, koşuyor ve ter döküyorsunuz. Bir soru soruluyor ve cevap veremeden veya üzerine bir soru da siz soramadan uyanıyorsunuz. En kötüsü de uyandığınızda hiçbir şeyi hatırlamıyor oluşunuz olmaz mıydı?"
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Gözler Aynı Sen
  • KARA HARP Mİ? (YARI TEXTİNG)
  • SİCİLYA MATRİSİ | Yarı Texting
  • RUH-U REVAN
  • Doktor Neyi İtiraf Edecek Hemşire Hanım?| Yarı Text
  • Karadeniz'in Kızı (Gerçek Ailem)
  • NEVBAHAR (Düzenlenecek)
  • AZE
  • ASENA

Yağmurdan kaçarken doluya yakalanmak nedir bilir misiniz? Ezgi biliyordu. Hayatını zindana çeviren üvey babasından kaçtığı bir gecede, onu bu hayata tutsak eden adamla karşılaşmayı beklemiyordu. Bilseydi o adamla karşılaşacağını, yine kaçar mıydı o ödül töreninden? Onunla yüzleşecek cesareti bulur muydu? Yine de her şey için çok geçti. Bir karanlık gecede, İki lacivert göz kesişmişti. Biri nefretle diğeri ise yabancı gibi bakarken daha da acıtmıştı gerçekler. Asaf Kandemir tanımamıştı kızını. Ona nefretle bakan gözlerin ardında yatan anlamı görememişti. İki silah sesi duyulmuştu sonrasında sokakta. Yere düşmüştü kızın bedeni, sokak lambasının altına. O lamba bile kızın kimliğini aydınlatmaya yetmemişti. Eğer bilseydi o sokağa girince hayatının değişeceğini, geçmezdi o sokağın önünden belki. Atmazdı adımını. Ama geçmişti iş işten. Birçok şey gibi buna da geç kalınmıştı.. --- Hikayeden Kesit --- 15 yıldır, nefret ederek büyüdüğüm bu adam bir kaç gün içerisinde bütün dengemin şaşmasına neden oldu. İçimde filizlenen, baba hayaliyle yanıp tutuşan çocuk, yine terk edilmenin verdiği kırıklıkla ağladı. Ağladı ağlamasına ama sesini duyan olmadı. Karşımda acımasızca bakan lacivert gözleri her şeyi açıklıyordu. Onun gözünde bir hiçtim ben. Koca bir boşluk. Hikayesinde bir yerim yoktu. O ise benim hikayemin büyük bir kısmını oluşturuyordu. - Sözler hayli çıkmazlarda, Söz ver haydi sen.🎶 Dün birini gördüm yolda, Gözler aynı sen.🎶 Bizler aynı kalmadık ki, Hayat değişirken.🎶 Ben birini sevdim ama, Gözler aynı sen 🎶 Hikayenin şarkısı: Gözler Aynı sen-Yaşar

More details
WpActionLinkContent Guidelines