Ölümlü adam, ruhu ölümsüz bir kızı sevdi,
Bedeni ölmüş kız, adamın ruhunu canlı tutabilmek için zincirlerinden vazgeçti.
Kırılan düşünceler boğulunacak bir çift mavi göze dönüştü,
Gece gündüze, gündüz geceye kaptırdı kendini. Kovaladılar birbirlerini sürekli, Ay'ın Güneş'i tutkuyla selamladığı gibi...
Niye okuyayım? ne var bu hikayede? diyecek olursanız,
Ruhları birbirine kenetleyen bir hikaye var bu satırlarda, kelimelere akmış binlerce duygu kırıntısı, akan gözyaşları ve dinen acılar var burada, kalbinize inmeye çalışan yüzlerce his barındırıyor bu kitap.
Bu hikaye,
Bedenini kaybetmiş ruhların hikayesi.
(kapakta bulunan çizimin sahibi instagram: maniacodamore)
"Ece..." dedi sesi ilk defa bu kadar kısık ve boğuk çıkarken. Testi bana doğru salladı. "Bu ne demek? Hamile misin?"
Cevap veremedim, sadece daha şiddetli ağlamaya başladım.
Baran bir anda patladı, testi lavabonun kenarına fırlattı. "Cevap versene! Kimden bu? Amına koyayım nasıl olur lan bu? Kimden bu çocuk?!"
Bana doğru bir adım attığında geri kaçtım. O anki şaşkınlığı, o kadar büyüktü ki dudaklarından dökülen her kelime kalbime bir bıçak gibi saplanıyordu. "Çocuk benden mi?" diye kükredi. Sesindeki o inkar beni mahvetti. "O gece... o geceden mi?"
Hıçkırıklarımın arasından yüzüne baktım. Bana her zaman tepeden bakan, beni küçümseyen o adam şimdi yıkılmış gibiydi. Ama canımı yakmasına izin vermeyecektim.
"Yok Baran!" diye bağırdım, sesim koridorda yankılandı. "Benden! Sadece benden! Sen bir şey yapmadın zaten, değil mi? Senin için o gece bir hataydı, bir çöptü! Şimdi gelip hesap soramazsın!"