Gül ve Hançer

Gül ve Hançer

  • WpView
    Reads 321,658
  • WpVote
    Votes 19,902
  • WpPart
    Parts 69
WpMetadataReadComplete Tue, Aug 5, 2025
❗️Yetişkin ögeler içermektedir.❗️ Adım Elizabeth. Bir prenses olarak doğduğum Westminster Sarayı'nda ruhumun en ufak kırıntısını soğuk taşların arasına saklamıştım. Yalnızlığımı o ufak kırıntılarla saklambaç oynayarak geçirmiştim. Tenime satır sartır işlediğim o ürkütücü rüzgarları bir palto gibi üzerime almış onu Osmanlı Sarayı'na taşımıştım. Bir görevim vardı. Topkapı Sarayı'na dünyanın en güçlü hükümdarını öldürmek için gönderilmiştim. Onu ayartacak, yatağıma alacak, onu vücuduma sürdüğüm ahuzar kokulu zehirle soğuk mezara taşıyacaktım. O sinsiydi. Her şeyin yolunda gideceğine inanan kalbim onu görünce teklemiş küflenmiş kapılarını yalnız ona açmıştı. Ben çaresiz bir kızdım. -Olaylar tamamen hayal ürünüdür. Tarih ve kişilerle alakası yoktur.-
All Rights Reserved
#76
cariye
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • İki Cihan Arasında
  • Taç Ve Şifa
  • Gül-i Saltanat
  • Buzun Altındaki Kalp
  • Karışmış ruhlar
  • Zamanda Yolculuk Osmanlı - Çağın Sultanı -
  • PƏRİ SƏFƏVİ
  • Kara Peçe
  • Güneşin Ağıdı
  • Zahir

"Biri Roma'nın hiç sönmeyen ateşi, diğeri Kayı'nın sarp kayalara çarpan fırtınası..." Söğüt'ün ayazı yerini baharın ilk müjdesine bıraktığında, kader iki ayrı dünyayı tek bir dere kenarında birleştirdi. Bir tarafta Kayı'nın izzetli kızı, kılıcı namusu, bakışı vatanı olan Fatma; diğer tarafta Roma'nın yenilmez komutanı, yüreği buz tutmuş heybetli Flavius. O gün atılan bir ok, sadece bir Moğol nökertini değil, iki düşman kalbi de tam ortasından vurmuştu. Bir bakışta başlayan o sessiz yemin, Bizans'ın soğuk zırhları ile Türkmen obasının kutsal ateş arasına ekilen yasak bir tohumdu. Ve sonra... Araya kan girdi. Araya surlar, dualar ve diller girdi. Yıllar birer birer takvimden dökülürken; biri Roma'nın en keskin kılıcı oldu, diğeri obasının elif gibi dik duran hatunu. Biri Bursa'yı canı pahasına savunmaya yemin etti, diğeri o kaleyi fethetmeyi düşleyen bir neslin evladıydı. Şimdi, aradan geçen koca bir ömürden sonra, kader onları tekrar karşı karşıya getiriyor. Ama bu kez çiçekli kırlar yok; barut kokusu, kılıç şakırtısı ve kuşatma altındaki bir şehrin feryadı var. Yüreğe düşen bir isim, bir imparatorluğun kaderini değiştirebilir mi? İmanın ve sadakatin sınandığı bu meydanda, aşk kendine sığınacak bir kale bulabilir mi? "Gözlerini benden kaçırma Fatma... Ben o oku attığım gün, seninle birlikte kendi kaderimi de vurdum."

More details
WpActionLinkContent Guidelines