ELFİDA

ELFİDA

  • WpView
    Reads 270
  • WpVote
    Votes 81
  • WpPart
    Parts 9
WpMetadataReadMatureOngoing
WpMetadataNoticeLast published Thu, Jun 27, 2024
-"Eliz." dedi dudakları ince bir çizgi hâlini alırken. Gökyüzü onun gözlerinden çaldığı parçaları üstüne örtmüş, akıttığı yağmurundan ruhumuza dokunuyordu. Öyleki yağmurun kirpiklerimden akıttığı düşünceleri onun önüne sererken ruhundan yayılan ateşle kavruluyordum. "Cennetteki en büyük meyve ağacı." Derin bir nefes aldım. Aldığım nefeste onun toprak kokusu göğsümden içeriye girdikçe yaralarıma sürülen acıyla kanıyordum. "Emir veren prenses." -"Elif." Sesi sertti. Sesi topraklarımdaki papatyaları öldürüyordu. Sesi içimdeki enkaza ev sahipliği yapıyordu. "Tanrıların elçisi." -"Sonsuzluk." Durdu. Adımları yere çizilen ince bir çizginin üstünde geleceğini bekliyordu. O gelecek önümüze yığılan bir sürü nedenin ortasından geçmişine bakarken bugünü unuttuğunun farkında değildik. Eğer farkında olsaydık bugün bizim için unutulan bir geçmişten çok, hatırlanacak bir geleceğe dönüşecekti. Oysa zamanın gerisinde kalan hayatlarımız bu şansı daha doğmadan kaybetmişti. -"Sen kimsin?" dedi aramızda olmayan mesafenin hatrı sayılı bir parçasını daha koparırken. Kopan parçanın kanı ikimizin arasına bir set çekti ve bedenim onun sıcaklığına ulaşmak adına yağmurun altında güneşi diledi. Nefesim göğüs kafesime yetmediği sırada alnındaki ıslaklığı kendi alnımda hissettim. Siyah gözleri artık çok yakınımdaydı. İçerisine yüklediği anlamları zihnime aktarırken acı çektiğini biliyordum. "Sen benim için kim olacaksın?" Gözlerimi kapattım. Soğuk hava tenimi yakmaya başladığında içimdeki sıcaklık ona duyduğum güveni gözler önüne seriyordu. "Sonsuz cennetteki yasaklı meyveyi sana veren kişiyim." dedim fısıltıya yakın bir sesle. Dudaklarım hafifçe onunkilere sürtünmüştü. "Senin için ikisi de olabilirim Elfida." Sonra onu öptüm. Ve siyah gözlerindeki geceyi, içimdeki ayın ışığıyla süsledim.
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Laura Gercek ailem (Karanlik aşk)
  • FERAYE | NEFRETTEN AŞKA (Tamamlandı)
  • AŞİRET Mİ!? -Gerçek Ailem-
  • Vatan Uğruna
  • Halısaha |texting
  • Sessiz Yemin
  • HEKİMOĞLU | Köy - Zoraki Evlilik
  • ULAŞAMIYORUM/TEXTİNG
  • Karven

Laura Gercak ailem (Karanlik aşk) kitabında hem Gerçek ailem konulu sonlara dogru ise mafya kocamiz da gelecek buna göre okuyun. Kesit. Hiç durmadan koşuyordum. Ciğerlerim yırtılırcasına yanıyor, göğüs kafesime iğneler batıyordu. Ağaçların silueti, tepemdeki ay ışığı altında bir hayalet ordusu gibi uzayıp gidiyordu. Ara ara omuzumun üzerinden arkama bakıyor, peşimden gelip gelmediğini kontrol ediyordum. Bu sefer... bu sefer beni gerçekten öldürürlerdi. ​Kimden kaçtığımı merak ediyorsanız, babadan kaçıyordum. ​Ben Laura Yel, 16 yaşındayım. "Baba" dediğim kişi, Mithat Yel. Maalesef ona gönül rahatlığıyla babam diyemiyorum, çünkü o bana hiç öyle davranmadı. O, beni suskunluğa mahkûm etti. ​Keşke her şey sadece suskunlukla bitseydi. Bin bir türlü işkence, rutubetli karanlık odalar ve... en önemlisi sol bileğimin hemen yukarısındaki büyük yara. O yara, içimdeki küçük ışığı tamamen söndüren, acı bir hatıraydı. Onu, daha on yaşımdayken duvara bir güneş resmi çizdiğim için yapmıştı. Masum bir çizim için beni sandalyeye bağlayıp, o yarayı bileğime kazımıştı. Yarağın nasıl bir şey olduğunu, neyi temsil ettiğini daha sonra detaylı bir şekilde anlatırım. ​O yaradan sonra ne olursa olsun tek kelime etmedim. İşkencelerinde çığlık atmadım, yalvarmadım. Daha küçük yaşta büyümek, sessiz ve dayanıklı olmak zorunda kaldım.

More details
WpActionLinkContent Guidelines