Saat gece yarısını çoktan geçmiş, gecenin gün ile kavuşmasına az bir zaman kalmıştı. Oturduğu koltuktan kalktı. Pencerenin önüne geldi. Dışarıda sessizlik çığlık atıyordu. İçinde oluşan boşluk sokaklara akmıştı. Derin bir solukla doldurdu ciğerlerini. Bir daha bir daha çekti içine. Ne yapıyordu böyle? Bu neyin kederiydi? Neyin kaybını yaşıyordu? Hiç sahip olmadığı bir şeyi kaybetmek böyle çöktürür müydü? Düğünleri neden sevmediğini şimdi anlıyordu. Şimdiye kadar düğünlerde başlayan beraberlikleri çok duymuştu. Davetliler birbirlerine veya birilerine alıcı gözüyle bakarlardı. Beğenenler, aşık olanlar doğaldı. Ama bir düğünde geline aşık olunduğu nereden duyulmuştu?!
Todos los derechos reservados