Titreyerek diz çöktü önüme. Kahve rengi saçları terden ıslanmış, alnindaki saçlarından damlayan teler pantolonun önüne düşüyordu. Ellerini yumruk yapmış kotunun üzerinde duruyor. Çenesi omuzları geldiğinden beri seğiriyordu. Canı yanıyordu.
Geldiğinden beri gözleri birkez olsun bulmamıştı gözlerimi. Utanıyordu . İlkkez korkudan başka bir duygu hissettim ona karşı "Endişe"
Elimi kaldırıp saçlarına dokundum. Gözlerini usulca kapattı. Genelde o bana dokunur kendine dokunmaya izin vermezdi. Vahşi bir havandan farkı olmadığını öğrenmiştim ne yazık. Canımı yakmaktan gocunmazdı. Ama önümde bu şekilde oturmasına dayanamadim. Saçındaki elimi yüzüne indirip " Hadi...." dediğimde gözlerini açıp kafasını kaldırdı. Gözlerini gözlerime dikerken hala titriyordu. Uzunca baktık birbirimize, gözlerindeki gelgit o kadar belliydi ki, kendini iyi hissetmesi için tebessüm ettim. Kafamla 'hadi ' dercesine salladım. Titreyen elleriyle kavradı yüzündeki elimi kafası eğip her zaman yaptığı gibi dayadı burnunu bileğime, derince bir nefes çekti burnundan, kapandı yeniden gözleri. Ağzı bileğime dayandığında gözlerimi yumdum bende, gelecek acıyı beklerken Dudaklarıyla bir buse bıraktı tıpkı hastanede yaptığı gibi. Duygularım karmakarışık oldu.
Diğer elini belime uzatıp sardı bana. Kafasın dizlerime dayayıp, hala ağzında olan bileğime geçirdi dişlerini. Bir kör düştü bileğime ve kalbime. 'Ne sandın ki ihtiyacı olmasa gelir mi sana. Tek dokunuşuyla dalgalar vuran kalbinin sesini duyar mı sandın. Bir vampir seni sever mi sandın.' diye söylendim içimden.
Yutkunma sesleri gelirken kulağıma hala iyi olmayan midem bulanmaya başladı. Derin bir nefes alıp dizlerim de olan kafasına diktim gözlerimi. Tiksindim kendimden onun gözünde ' Bir bardak kan' olmaktan.