Evrenin geleceği, sadece bir avuç insana emanet edilebilir miydi?
Bu hikayede evet.
Insanlık, tarihi boyunca süre gelen bir savaşçı iç güdüsüyle benliğini koruma altına almıştı.
Ne bir başka gezegen, ne de başka bir yaşanılası dünya, insanoğlunun savaşçı ruhunu taşıyordu.
Cathy Turner, hafızalarının silik odalarına hapsettiği geçmişi ve kendine benimsediği bu savaşçı benliği hazmetmeye çalışıyordu. Bir taraf geçmiş, bir taraf şimdiki zamandı.
Gelecekten geçmişe uzanan bu hikayede, sırlar, bilinmezlikler, yanılgılar, korkular ve en önemlisi vicdan, birbirini kucaklamış vaziyetteydi.
İki yol vardı.
Ya korkularına yenik düşerek insanoğlunu çıkamadığı tehlikeye ömür boyu hapsedeceklerdi, ya da kendi hayatlarından vazgeçip ölümsüzlük için savaşacaklardı.
Bu anlamsız savaşta Cathy'nin bildiği tek şey vardı;
Geçmiş, şimdi gelecekten daha yakındı.
(+18) Yabancı çevik bir hamleyle beni çevirip masaya dayarken elimdeki hançere gülerek baktı, buz mavisi gözleri bana dönerken gölgeler sıklaştı, uyarıları birer çığlığa dönüştü. Onun sadece sıradan bir yabancı olmadığını anladığım anda ise geç kalmıştım çünkü o çoktan yırtıcı bir hayvan edasıyla bana yaklaşmıştı bile. "Çok yanlış yerdesin küçük kız," diye fısıldadı Batının Tanrılarının lanetlediği sesiyle. "Hem de olabilecek en yanlış yerdesin ve ben seni görüyorum."
Pelerinimin kol kısmında gizli hançeri parmak uçlarıma doğru kaydırdım, sivri ucunu kalbinin tam üzerine yaslarken gülümsedim. "Ve ben de seni görüyorum vampir."
Uyarı: Cinselllik, kan ve şiddet içerikli ögeler içerdiğinden yetişkin okurlar için uygundur. Her haklı saklıdır.