KALBEN

KALBEN

  • WpView
    Reads 61,194
  • WpVote
    Votes 2,713
  • WpPart
    Parts 56
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Tue, May 21, 2024
"Ne yapacağım şimdi ben ya?" Genç kadın ağlamaktan boğuklaşmış sesi ile önünde dikildiği yatağa çaresizce çöktüğünde, odayı dolduran bebek ağlama sesi beyninde bir çan misali yankılanıyordu. Sahiden ne yapacaktı? Altından kalkamayacağı bir sorumlulukla yapayalnız kalmıştı. Bu saatten sonra ona destek olacak bir ailesi olmadığını da gayet iyi biliyordu. Oysa üzerindeki gelinliği ne mutlulukla giymişti, aşık olduğu adamın ona bir mutluluk vadetmediğini bile bile. "Hiç ağlama Nil! Ben de yalnız kaldım, şu an ilgilenemem seninle! Küçük kızın ağlamaktan kızarmış yüzü ve iyice tizleşen sesi kadını daha çok korkutuyor, dönüp arkasına, yatağının içinde yatan bebeğe bakmak bile istemiyordu. Zira kendisinin de o bebekten hiçbir farkı yoktu. Tıpkı onun gibi yüzü kızarmış, yaşlar boğazına kaçarken akan burnu ile boğulacakmış gibi hissediyordu. Nefesi daralırken fark ettiği gerçekle yerinden fırladı ve ayaklarına dolanan gelinliği umursamadan, titreyen dizleriyle Nil Bebek'in yanına gidip onu kucakladı. "Özür dilerim,"derken hem ağlıyor, hem de bir türlü susmak bilmeyen çocuğu sakinleştirmeye çalışıyordu. Vicdanı, kendi nefesi bile kesilirken, o küçücük bebeğin ağlamasına el vermemişti. O daha çok küçüktü, ya boğulsaydı? Güneş bu bebeğin annesi olmayabilirdi ama çok iyi biliyordu ki birbirlerinden başka kimseleri yoktu. Hem ne demişti Çetin ona bıraktığı mektubun son satırlarında? "Bu yük ağır gelecek belki sana ama senden tek şey istediğim Güneş," O satırları hatırlamak Güneş'in daha şiddetli ağlamasına yetmişti. Tek korktuğu yalnızlık değildi. Sevdiği adamın istediğini becerememekti korktuğu... "Kalben,"demişti adam. "Onu çok sev!" Peki Güneş, sevebilir miydi sahiden?
All Rights Reserved
#54
influencer
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • Laura Gercek ailem (Karanlik aşk)
  • Halısaha |texting
  • AŞİRET Mİ!? -Gerçek Ailem-
  • ULAŞAMIYORUM/TEXTİNG
  • Vatan Uğruna
  • Sessiz Yemin
  • FERAYE | NEFRETTEN AŞKA (Tamamlandı)
  • HEKİMOĞLU | Köy - Zoraki Evlilik
  • Karven

Laura Gercak ailem (Karanlik aşk) kitabında hem Gerçek ailem konulu sonlara dogru ise mafya kocamiz da gelecek buna göre okuyun. Kesit. Hiç durmadan koşuyordum. Ciğerlerim yırtılırcasına yanıyor, göğüs kafesime iğneler batıyordu. Ağaçların silueti, tepemdeki ay ışığı altında bir hayalet ordusu gibi uzayıp gidiyordu. Ara ara omuzumun üzerinden arkama bakıyor, peşimden gelip gelmediğini kontrol ediyordum. Bu sefer... bu sefer beni gerçekten öldürürlerdi. ​Kimden kaçtığımı merak ediyorsanız, babadan kaçıyordum. ​Ben Laura Yel, 16 yaşındayım. "Baba" dediğim kişi, Mithat Yel. Maalesef ona gönül rahatlığıyla babam diyemiyorum, çünkü o bana hiç öyle davranmadı. O, beni suskunluğa mahkûm etti. ​Keşke her şey sadece suskunlukla bitseydi. Bin bir türlü işkence, rutubetli karanlık odalar ve... en önemlisi sol bileğimin hemen yukarısındaki büyük yara. O yara, içimdeki küçük ışığı tamamen söndüren, acı bir hatıraydı. Onu, daha on yaşımdayken duvara bir güneş resmi çizdiğim için yapmıştı. Masum bir çizim için beni sandalyeye bağlayıp, o yarayı bileğime kazımıştı. Yarağın nasıl bir şey olduğunu, neyi temsil ettiğini daha sonra detaylı bir şekilde anlatırım. ​O yaradan sonra ne olursa olsun tek kelime etmedim. İşkencelerinde çığlık atmadım, yalvarmadım. Daha küçük yaşta büyümek, sessiz ve dayanıklı olmak zorunda kaldım.

More details
WpActionLinkContent Guidelines