Story cover for DoğEr by ElifAri447
DoğEr
  • WpView
    Membaca 48
  • WpVote
    Vote 2
  • WpPart
    Bab 3
  • WpView
    Membaca 48
  • WpVote
    Vote 2
  • WpPart
    Bab 3
Bersambung, Awal publikasi Mei 11, 2019
Annesini daha üç yaşindayken kaybeden ama annesi kendisinden geriye iki umudu iki can parçasını bırakmış biri Doğası güzel asi kızı ama diyerini hiç taniyamadan doğumda ölmüş ona ise Doğanın ısrarıyla Umut koymuşlar komik ve ya Size trajedi gele bilir ama annesi kendi çocuğuna umut vermiş onu aldirmasi gerektigini doktor defalarcakez soylemiş ama Sevim hanim kızını aldırmamış ama diğer yandan babası doğayı çok severken sevdiği kadını karısını kaybettiği için umutu kızını suçluyor doğaya da  umuta da çok kötü davraniyorlar kim mi dersiniz abi kardeş yani babası ve halası hatta o kadar kötü ki zengin  bir adam buluyor kızı 18 e girdiğinde kızını Göktuğ denilen bir adama para karşılığında satıyor hayati çok kötü garip ama Doğa sırf kardeşi için tehtit edildi diye kabul etmek zorunda kalıyor sonra mı dersiniz sonrası okunduktan sonra anlayın malesef her insan kendi kaderini kendi elleriyle yönlendiremiyor Doğa da o kızlardan hikayenin devamı için lütfen okuyun;)...
Seluruh Hak Cipta Dilindungi Undang-Undang
Daftar untuk menambahkan DoğEr ke perpustakaan kamu dan menerima pembaruan
atau
#116dayak
Panduan Muatan
anda mungkin juga menyukai
AZE oleh kelebekleroldu1
40 bab Bersambung
PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.
anda mungkin juga menyukai
Slide 1 of 9
AZE cover
NEVBAHAR cover
MEHİR(Gerçek Ailem) cover
Doktor Neyi İtiraf Edecek Hemşire Hanım?| Yarı Text cover
HIRÇIN DALGA cover
BALLICA MAHALLESİ cover
ASENA cover
Divane •Text• cover
BALIM (gerçek ailem)  cover

AZE

40 bab Bersambung

PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.