ELEMENT KRALLIĞI
  • MGA BUMASA 17,118
  • Mga Boto 1,312
  • Mga Parte 17
  • MGA BUMASA 17,118
  • Mga Boto 1,312
  • Mga Parte 17
Ongoing, Unang na-publish Jun 13, 2019
Zaman hızlıca akmış ve artık ölümsüz olan Amelia, sevdiği adamla birlikte kızlarına düzgün bir eğitim vermeye çalışmaktadırlar. Evangela'nın büyüdüğü zaman boyunca Dünya değişmiş, 13 Olimposlu'ya olan inanç gün ve gün artmıştır. Bunda ki en büyük etken ise Amelia'nın yüzyıllar boyunca insan ırkına yardım etmiş olmasıdır. 

İnsanların inancı ile güçlenen Tanrılar eski zamanlarda olduğu gibi hüküm sürecekleri krallıklar kurmuşlar ve bu krallıklarda huzuru sağlayıp güçlerine güç katmışlardır. 

Eski döneme göre artık 4  krallık bulunmaktadır. Bu krallıklar; 

Poseidon'un yönettiği; Okeanisi  Krallığı (Okyanus-Ada)

Zeus'un yönettiği;  Astrapi Krallığı (Yıldırım)

Hades'in yönettiği; Fotia Krallığı (Ateş)

Amelia'nın yönettiği; Eirini Krallığı (Barış)

Bu 4 krallık ve hali hazırda bulunan Dünya düzeni uyum içerisinde ilerlemeye çalışırken, bazı zamanlarda ortaya çıkan isyanlar, inançsız insanlar ve kötü düşünceli yaratıklar bastırılıp huzur ortamı bulunmaya çalışılmaktadır.  

Tüm bunlar çerçevesinde Evangela, Evren'in enerjisi ile barışık olmaya çalışmaktadır. Damarlarında dolaşan saf iyilik ve enerji ile güzeller güzeli Evangela'mız bir tarafta dururken; 
Hiçbir şeyden haberi olmayan ama damarlarında ateşin yakıcı hissi gezen Gregoros duruyor. 

İçi intikam ateşiyle yanıp tutuşan, değersiz görülen Neos ise krallıklara rahat vermemek için ant içmiştir. 

Bu kadar olumsuz etkenin arasında gelişecek olaylar sonucunda yine bir fedakarlık mı gerekecekti yoksa artık yok oluşun zamanı gelmiş  miydi?
All Rights Reserved
Sign up to add ELEMENT KRALLIĞI to your library and receive updates
o
#132zeus
Mga Alituntunin ng Nilalaman
Magugustuhan mo rin ang
MEDUSANIN ÖLÜ KUMLARI (Kitap Oldu) ni Maral_Atmc6
72 Parte Ongoing
Elzem Akay'ın sıradan ama güzel bir hayatı vardı. En iyi okullarda okumuş, en güzel oyuncaklara ve kıyafetlere sahip olmuştu. En değerli mücevherler daima onun boynunu süslemiştir. Lüks içinde yaşarken hayatta istediği her şeye kolayca sahip olmuştu. Üzerine titreyen iki abisi, onu hep güldüren kız kardeşi, iyi bir yengesi ve onu sürekli çıldırtan bir hizmetçisi varken hayat ona karşı fazlasıyla cömertti. Tüm bunları ne bozabilirdi ki? Bir gece korkunç bir ritüele kurban edildiğinde gözlerini bambaşka bir dünyada açar. Orta Çağın hiyerarşisinin içinde kalmışken eve dönmek hiç kolay değildi. Kendi dünyasında bir öğretmenken Ölümsüzlerin akademisinde bir hizmetçi olunca, sınıf farkının acımasız gerçekleriyle yüzleşir. Burası onun dünyası değildi, burası barbarların hüküm sürdüğü Araftı ve o, hayatta kalmak istiyorsa lüks alışkanlıklarından ödün vermeyi öğrenmeliydi. *** "Medeniyet yoksunu, vahşi barbar!" diye ona sesimi yükselttiğimde çatılan kaşları umurumda bile değildi. Tüm gün kuyudan su çeken o değildi. "Şu sivri dilin bir gün başına bela olacak." Sert bakışlarla beni uyardıktan sonra merdiveni işaret etti. "Kahyadan fırça yemek istemiyorsan işinin başına dön." "O kadın bir cadı." Ondan bahsederken bile tiksintiyle yüzümü buruşturdum. "Bence benden nefret ediyor." "Hayret." Kaşları alayla yukarı kalktı. "Oysaki çok sevilesi bir kadınsın." İğneleyici sesiyle ters ters ona baktım. "Sizde öyle Savcı Bey," dedim oyunbaz bir ifadeyle. "Sizi görenlerin yüzünde güller açıyor." "Bunu inanarak söylemiyorsun." "Tabii ki inanarak söylemiyorum." Gülerek bana ikinci kez merdiveni işaret etti. "İşinin başına dön aksi taktirde yarın seni sınıfıma almam. Bir hizmetçiye ders verdiğim için yeterince sorun yaşıyorum." Bu vahşiler kendi dünyamda ne kadar zengin ve asil olduğumu anlamak istemiyordu.
KIZIL GECE  ni DuruMavii
85 Parte Kumpleto
Ölüm uşaklarını peşime salmıştı. Soluğum korkunun soluğuna karışmıştı. Koşuyordum. Sivri dalların berelediği bacaklarım hiç durmadan hareket ediyordu. Göğsüm inip kalkıyor, kalp atışlarım boğazımda hissediliyordu. Karanlığın bağrında yalpalayan adımlarım kör bir noktaya takıldığında, bedenim tek seferde yere serildi. Dizlerime saplanan dikenler dilime canhıraş bir çığlık yuvarladı. Daha fenası yaklaşan adım seslerinin içime boca ettiği keskin ürpertiydi. "Yardım edin! Biri bana yardım etsin." Avuçlarımı kurumuş yapraklara bastırdığımda, yükselen çıtırtıları kulaklarımı tırmaladı. Kalkmak istedim, karnımda yine aynı kıpırtıyı hissettim. İçimde nereden geldiği, nasıl benimle olduğunu bilmediğim bir şey vardı. Tıpkı benim gibi çaresizce kıpırdanıyordu. Titreyen parmaklarımla karnıma dokundum. Islak yüzümü köhne ormanın derinliklerine çevirip daha güçlü bağırdım. "Yardım edin! Biri bize yardım etsin!" Yeniden koşmaya başladım. Dizlerimden akan kanların çıplak ayaklarıma süzüldüğünü hissedebiliyordum. Güçlükle ayakta tuttuğum bedenim bu kez bir ağaca çarptı. Kendimi sırt üstü yerde bulduğum an gözlerim korkuyla açıldı. Çaptığım şey ağaç değil bir yabancının sert gövdesiydi. Ancak o, bir çınar ağacı kadar uzun ve yapılıydı. Karanlık tüm ayrıntılarını ustaca gizlerken, üzerimde tepkisizce gezdirdiği bakışlarını ve silüetini ele veriyordu. Dirseklerimin üzerinde kalkmaya çalıştım. Buraya kadardı, gücüm tükenmişti. "S-sen..." Bir adım attı. Büyük ve yara izlerinin barındığı parmakları önüme uzandı. "Yardım istiyordun, değil mi?" Sesinin bir rengi olsaydı, bu kesinlikle siyah olurdu. Sesi, şavkı kırık bir siyahtan ibaretti. Şeytanın adaletsiz oyununda bana sunulan başka bir seçenek yoktu.
Magugustuhan mo rin ang
Slide 1 of 10
Kaçış cover
MEDUSANIN ÖLÜ KUMLARI (Kitap Oldu) cover
Alfa Kralın İnsan Eşi cover
EJDERHA KRALA TUTSAK 2: Son Savaş  cover
YASAKLANMIŞ TUTKU +18 cover
Ejderhanın Tutsağı cover
aswium 'tk cover
KIZIL GECE  cover
HAYALDİ *Gerçek Oldu* cover
İçimdeki Canavar (TAMAMLANDI)  cover

Kaçış

45 Parte Ongoing

Av oyunlarını bilir misiniz? Hani bir ormana hayvanları salarlar, en hızlı avcıyı bulabilmek için. Avcılar için bir zevk ve güç gösterisi olan bu oyun, hayvanlar için özgür olabilmek için bir umuttu. Şansları varsa avlanmazlardı, zaten şansızlarsa çoktan avlanmışlardır. İşte o ormanı Dünya, avları da biz evlenmemiş bakire kızlar olarak düşünün. Peki ya avcılar neydi? Onlar erkekler değildi, seri katiller hiç değildi. Onlar bu dünyadan değillerdi. Asırlar önce atalarımız gökyüzünün tüm sırlarını açığa çıkarmak için savaşırlarken ve yeni bir dünya arayışına girerlerken bu dünyamızın sonu oldu. Keşfedilen her gezegende yeni bir hayat aradılar ve hep şu soruyu sordular; Başka canlılar var mı? Evet, vardı. Fakat biz onları bulmadık onlar bizi buldu.