GÜZ
  • WpView
    Reads 27
  • WpVote
    Votes 2
  • WpPart
    Parts 2
WpMetadataReadMatureOngoing
WpMetadataNoticeLast published Thu, Jul 11, 2019
Koştum beni yakalamaması için uzakta yıkık dökük bir ev fark ettim terk edilmiş gibi gözüküyordu ,evin dış görünüşü tıpkı benim yıkık dökük ruhum gibiydi oraya doğru koştum.Kapıyı açmayı denedim "Açıl lanet olası kapı açıl" açılmadı.Uzun zamandır kullanılmadığı için menteşesi sıkışmış gibi gözüküyordu."Napıcam şimdi" diye düşünürken ayak seslerini duydum yaklaşıyor olmalı hemen evin sol taraftaki duvarın arkasına gizlendim.Duvarın arkasından caddeyi izlemek için biraz eğildim.Kimse yok "Gitti mi acaba"diye doğrulurken sırtımın sert bi bedene çarptığını hissettim."Yakaladı beni işte hiç bir şeyden kaçamadığın gibi bu adamdan da kaçamadın işte Güz,ne istiyor benden neden beni takip edip duruyor" diye düşünürken kulağımın arkasındaki ne fesini hissettim sonra kulağımda hissettigim dudaklarla gerildim ve kalın erkeksi bir sesle söylediğiyle donup kaldım. "Güz yeni bir hayata hazır mısın?"
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • AZE
  • ASENA
  • NEVBAHAR (Düzenlenecek)
  • Gözler Aynı Sen
  • Hocamsın /+18
  • Doktor Neyi İtiraf Edecek Hemşire Hanım?| Yarı Text
  • Karadeniz'in Kızı (Gerçek Ailem)
  • RUH-U REVAN
  • SİCİLYA MATRİSİ | Yarı Texting
  • KARA HARP Mİ? (YARI TEXTİNG)
AZE

PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.

More details
WpActionLinkContent Guidelines