Saklı Parçam

Saklı Parçam

  • WpView
    Reads 11,749
  • WpVote
    Votes 694
  • WpPart
    Parts 25
WpMetadataReadComplete Tue, Jun 1, 2021
"Küçük yaşlarda içimde yaşadıklarımı uyutmaya çalışırken uyanık kalmak beni yorardı. Dindirdiğimi sandığım duygularımı yansıtmamak için büyük bir gülümsemenin arkasına saklanırdım. Benim de hayatta öğrendiğim ilk oyun buydu: saklambaç. Korktun mu? Gülümse geçer. Üzüldün mü? Gülümse geçer. Kırıldın mı? Gülümse geçer. Özledin mi? Gülümse geçer. Canın mı yandı? Gülümse o da geçer. Bu yalana sığınarak atlatmaya çalıştığım bütün duygularım büyüdükçe ağırlığını hissettirdi ve bunun bir işe yaramadığını defalarca yüzüme vurdu. Artık bu oyun bana zarar vermeye başladığında bir şeyler de hayatımdan kopmaya başladı." Özüm'ün hayatından kopan içinde sakladığı bir parça vardı. Onun ortaya çıkma vakti geldiğinde kendisi bile bunun farkında değildi. O kadar derinlerdeydi ki yüzeye çıkartacağı günü hayal bile edemezdi. Ama o karşısındaydı; hem de geçmişten gelen intikamıyla birlikte. ****** Herhangi bir kopyalama, çalınma gibi durumlarda gerekli işlemler yapılacacaktır. Bu hikayenin bütün hakları bana aittir.
All Rights Reserved
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • LAHZA  s o n  d e m  (TAMAMLANDI) #wattys2020
  • Bir Yağmur Sonrası Gibi
  • CERRAH (KİLİD #0.5)
  • Umudun Külleri (Tamamlandı)
  • Geçmiş Zaman Hakkında #Wattys2022
  • Sen misin eksik parçam? (Kitap)
  • Ve Kelebek Ölür -TAMAMLANDI-
  • ADA KARGASI
  • MÜLHEM •Uzaklardan Yakınlara•
  • Yarısını kurtaran adam veya Aktör(TAMAMLANDI)

-Wattys 2020 Romantizm Kazananı- Adamın üzerimdeki baskısıyla köşeye sıkışmıştım. Ona dokunup üzerimden atmak istiyordum ama bunu yapamıyordum. Sanki felç geçirmiş gibi kalakalmıştım. Ne konuşabiliyordum ne de hareket edebiliyordum. Fakat artık bundan oldukça rahatsızdım. Sağ elimi belli etmeden arkama atıp belimdeki silaha dokundum. Onun varlığı niyeyse bana güç veriyordu. Adam sağ elini başımın üzerinden arabaya koyduğunda kaçabilecekmişim gibi geriye gittim. Daha fazla gidemiyordum. Yok olmuyordu. Böyle devam edemezdim. ''Size hiçbir şey vermek zorunda değilim!'' Adamın göğsüne ellerimi koyup tüm gücümle ittirdim. Yaptığıma direnmedi birkaç adım geriledi. Bana alan açılınca duruşumu dikleştirip ben de birkaç adım öne doğru attım. Bu sefer gerileme sırası ondaydı. ''Hem siz kim oluyorsunuz? Bana bu şekilde davranamazsınız!'' Sesim haddinden fazla çıkmıştı. Karşımdaki adamın şaşırdığını görebiliyordum. Benden bu denli bir çıkış beklemediği açıktı. Adamın sinirle kasılan yüz kaslarını gördüm bu sefer. Yine bir sinir dalgası benliğini ele geçirmişti. Ben de bundan nasibimi almıştım. Kollarıma yapışan mengene gibi eller öyle sert tutuyordu ki canım yanıyordu. Parmakları kollarımı morartırcasına sıkıyordu. Yüzü yüzüme yaklaşmış gözlerinden çıkan öfke ateşleri yüzümü yakıyordu. ''Kimliğini çıkaracaksın ve arabada ne var ne yok hepsini göstereceksin!'' Bu bendeki bardağı taşıran son damla olmuştu. Kimse bana emredemezdi. Hiç kimse! Kollarımı gevşettiği tutuşundan faydalanıp yarım adım geriye çıktım. Canım ya da bir başka şey şu an umurumda değildi. Belimdeki silahı çekip kalbine dayamamla onun da eş zamanlı aynı şeyi yapması bir olmuştu. Şimdi ikimizin silahı da birbirimizin kalbi üzerinde meydan okuyordu. Ya iki silah da patlayacaktı ya da birimizin öfkesi ateş olup yakıp yıkacaktı.

More details
WpActionLinkContent Guidelines