Kayısı Reçeli

Kayısı Reçeli

  • WpView
    Reads 40
  • WpVote
    Votes 5
  • WpPart
    Parts 2
WpMetadataReadOngoing
WpMetadataNoticeLast published Sat, Jun 22, 2019
"Bu ne?" dedim verdiği şirin kutuya bakarak. "Açsana." diyerek sırıtıp üzerinde bağlı kurdeleyi gösterdi. Kurdelenin düğümünü çözdüm ve kutuyu açtım. "Hmm reçel demek. Yoksa kayısı reçeli mi bu?" Kafasıyla onaylayarak "Evet, annemin en sevdiği reçeldi. Ateşe iyi geldiğini söylerdi. Çok da güzel yapardı. Onun tarifi ile yaptım." Gözlerimi pörtlettim. "Yok artık sen mi yaptın?!? Hayatta inanmam. Sen ve reçel yapmak ha?" Kavanozu elimden aldı ve kapağını açtı. Çekmeceden bir kaşık çıkarttı ve bana uzattı. "Tadına baksana." dedi. Kaşığı aldım ve tadına baktım. Bir kaşık daha ve bir kaşık daha... "Tamam biraz da sonraya kalsın" dedi. Bir kaşık da ona uzattım. "Bence sen bundan 100 kavanoz daha yap. Çünkü ben duramıyorum." Elimden kavanozu ve kaşığı aldı, tezgaha koydu. Beni de tezgahın üstüne oturtup ellerini iki yanıma koydu. Alnını alnıma yasladı ve gözlerini kapattı. "Şimdi anladın mı sana neden kayısı reçeli dediğimi? Sana bakarken, seni severken, seni öperken duramıyorum. Ateşimi sadece sen söndürüyorsun. Eminim annem de seni çok severdi. Sakın bir daha gitme kayısı reçelim." dedi ve sanki hiç sonu olmayacakmış gibi dudaklarıma uzun bir öpücük bıraktı.
All Rights Reserved
#135
rüzgar
WpChevronRight
Join the largest storytelling communityGet personalized story recommendations, save your favourites to your library, and comment and vote to grow your community.
Illustration

You may also like

  • MOR SÜTYEN  (Yarı Texting)
  • Gecenin Ucunda |  Texting
  • ALİN | Gerçek Aile
  • Futbolcunun aşkı | TEXTİNG |
  • KORKUT / bxb
  • Mafyaymısmıs
  • Sirayet|Texting
  • Göz Göze "40" Saniye | Texting
  • YENGE | YARITEXTİNG
  • MESAJIN HEDEFİ ŞAŞTI // TEXT

Bazı düşüşler yere çakılmakla değil, bir canavarın inine düşmekle son bulur." İz, hayatını viyolonselinin kalın tellerine ve siyah dantellerine saklayan, melankolik bir konservatuar öğrencisiydi. Tek istediği, notaların gürültüsüyle dünyayı susturmaktı. Pusat, hayatını kırdığı kemiklerin sesiyle kazanan, öfkesi bileğine takılan elektronik kelepçeyle eve hapsedilmiş bir yeraltı dövüşçüsüydü. Tek gerçeği, sınırları çizilmiş o dört duvardı. Biri yukarıda sanat yaratıyor, diğeri aşağıda vahşeti dizginlemeye çalışıyordu. Ta ki o geceye kadar. İz'in balkona astığı mor sütyen, rüzgarın ihanetiyle aşağı süzüldüğünde, sadece alt kata düşmedi. Pusat'ın yasaklı bölgesine, tam kucağına düştü. Pusat dışarı çıkamazdı. İz aşağı inmeye korkardı. Telefon titredi. Gönderen: Alt Kat Mesaj:"Eşyan kanlı ellerimin arasında. Ve biliyorsun viyolonselist, ben bu evden çıkamam. Eğer onu geri istiyorsan, benim kafesime girmek zorundasın." Sanat, şiddete teslim olduğunda notalar susar. Şimdi sahne sırası, kafesteki canavarda.

More details
WpActionLinkContent Guidelines